Siyasetin dili çoğu zaman serttir. Bizim coğrafyamızda bu sertlik daha nettir. Kelimeler, köprü kurmaktan çok duvar örerler.
Ama bazı insanlar vardır ki, o dili yumuşatır, kelimelere vicdan katar.
Sırrı Süreyya Önder işte tam da böyle bir isimdi. Onun aramızdan ayrılışının üzerinden bir yıl geçti, ama bıraktığı iz hâlâ taze, hâlâ canlı.
Önder, sadece bir siyasetçi değildi. O, aynı zamanda bir anlatıcıydı.
Hikâyeler anlatırdı bizlere. Bazen bir köyden, bazen bir film setinden, bazen de bu ülkenin en acı hatıralarından…
Ama ne anlatırsa anlatsın, sonunda mutlaka insanı merkeze koyardı. Çünkü onun siyasetinde de sanatında da esas olan ‘insan’dı. Türkiye’nin en zor zamanlarında, en kırılgan süreçlerinde barışın sesini yükseltenlerden biri oldu. Çözüm sürecinde aldığı sorumluluk, yaptığı çağrılar, kurmaya çalıştığı diyalog dili, bugün hâlâ hatırlanıyor. Çünkü o, çatışmanın kolay, barışın ise zor olduğunu bilenlerdendi. Ve zor olanı savunmaktan hiç vazgeçmedi.
Onu farklı kılan şeylerden biri de samimiyetiydi. Meclis kürsüsünde de sokakta da aynı insandı. Mizahı, zekâsı ve içtenliğiyle insanların kalbine dokunmayı başarırdı.
Belki de bu yüzden, sadece kendi siyasi çevresinde değil, çok farklı kesimlerde de sevgiyle anıldı. İnsanlar onun sözlerinde kendilerinden bir parça bulurdu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, aslında en çok eksikliği hissedilen şeyin onun dili olduğunu fark ediyoruz. Daha yumuşak, daha anlayışlı, daha insani bir dil…
Kutuplaşmanın giderek arttığı bir ortamda, onun gibi köprü kurabilen isimlerin ne kadar değerli olduğu daha iyi anlaşılıyor her geçen gün. Onun yokluğu, sadece bir insanın yokluğu değil, aynı zamanda bir yaklaşımın, bir üslubun eksikliği. Barışın mümkün olduğuna inanan, kardeşliğin sadece bir temenni değil, bir mücadele olduğunu bilen bir anlayışın eksikliği.
Ama belki de en önemlisi şu; Sırrı Süreyya Önder geride umudu bıraktı.
Tüm zorluklara rağmen, bu topraklarda birlikte yaşamanın mümkün olduğuna dair bir inancı bıraktı. Onu anmanın en doğru yolu, belki de o umudu diri tutmaktan geçiyor. Daha çok dinleyerek, daha az yargılayarak, daha fazla empati kurarak. Çünkü bazı insanlar gittikten sonra bile konuşmaya devam eder. Ve bazı sesler, sustuktan sonra daha çok duyulur.
Bu toprakların Sırrı Süreyya Önder gibilerine hep ve hala ihtiyaç vardır.