10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günüydü. 1961’de 212 sayılı yasayla kazanılan hakların zaferiydi bugün; toplu sözleşme, kıdem, sosyal güvence... Ama 1971 darbesiyle kırpıldı, adı bile ‘çalışan’ kaldı. Sanki çalışamayanları da hatırlatmak için. Artık kutlamak değil, ağıt yakmak vakti geldi. Çünkü gazetecilik, toplumun vicdanı olmaktan çıkıp, kokuşmuş bir bataklığa dönüştü. Balık baştan kokuyor ve koku dayanılmaz hale geldi.

Dün gazetecilik neydi? Halkın gözü, kulağı, vicdanı… Haber tarafsızdı, muhabir sahada ter dökerdi, editör etik kılıcıydı. Bugün;dijital çağın hızıyla haber anlık, ama yalan da anlık. Sosyal medya herkesin ‘gazeteci’ olduğu bir çöplük yarattı; kaliteli gazetecilik eridi, gitti. Yazılı basın tiraj kaybediyor, görsel medya reyting peşinde, işitsel medya unutuldu. Haber kutsaldı; şimdi tıklanma tanrı oldu.

Türkiye’de değişim daha da acımasız. 70’lerde patronlar gazeteci kökenliydi: Hürriyet’in Simaviler’i, Tercüman’ın Kemal Ilıcak’ı, Milliyet’in Karacanlar’ı... Haber onlar için misyondu, kâr ikinci plandaydı. Tirajlar milyonları buluyordu; Hürriyet tek başına 500 bini aşıyordu, ulusal toplam 5-6 milyon civarındaydı. 80’ler sonrası holdingler ele geçirdi. Doğanlar, Demirörenler, inşaat baronları, enerji devleri... Patronlar artık gazeteci değil, sermaye babası. Sonuç,tirajlar yerle bir… Bugün ulusal gazetelerin toplamı 2 milyona zor ulaşıyor, basılı medya eriyor. Değişim sadece rakam değil; ahlak da çöktü.

Günümüze bakın;Habertürk skandalı ortalığı yaktı. Eski Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy tutuklandı; uyuşturucu temini, eve getirilen kadınlara madde verilmesi, grup seks partileri, taciz, gizli kayıtlar, mobbing... Kadın çalışanlara sistematik istismar, ilişkiler üzerinden maddi-sektörel menfaat... İşin siyasi ayağı; MHP bağlantıları, operasyon kokusu... Bu tek kanalın sorunu değil; görsel medyanın genel hali. İş insanları, siyasetçiler, medya patronları iç içe; menfaat ağı örümcek gibi. Bu kokuşmuşluk gazeteciliği zehirliyor, meslekten utandırıyor.

Torpille, akraba kayırması ile hatta cinsel tekliflerle gazeteci olunuyor. Gerçek gazeteciler;işsiz ya da asgari ücretin altında sürünüyor. Sendikalar;TGS (Türkiye Gazeteciler Sendikası)bile mücadele etse de baskı altında, işlevsiz. Bağımsız medya; Yüzde 90 hükümet yanlısı holdinglerde, kalan yüzde 10 muhalefet partileri arasında bölüşülmüş; CHP’si, İYİ’si, DEM’i kendi gazetesini, TV’sini, radyosunu kurmuş. Objektiflik;hayal! Sosyal medya; Habere ulaşmak kolay, doğru habere imkânsız… Troller, yalanlar, algoritmalar... Basın meslek ilkeleri, evrensel kurallar rafa kalktı. Gazeteciler bölündü: ‘Bu bizim partiden değil’ diyebiliyorlar. Vatandaş nasıl güvenecek?

Eskiden gazetecilik en güvenilir meslekler arasındaydı; zirvedeydi. Bugün,dibe vurdu. Toplumun gözünde politikacılarla aynı kefede, en az güvenilenler arasında son sıralarda. Toplumsal güven anketlerinde Türkiye zaten dipte; gazetecilere güven yüzde 14’lere düşmüş. Geçmişte 1’nci, 2’nci sıradayken şimdi 10-15’lere geriledi. Utanç verici!

35 yıllık gazeteciyim: Hürriyet’te muhabirlik, Sabah’ta editörlük, Anadolu Ajansı’nda bölge müdürlüğü, Güneydoğu Ekspres’te Genel Yayın Yönetmenliği... Hâlâ köşe yazarlığı yapıyorum. O günlerde ‘gazeteciyim’ demek gururdu; bugün utanıyoruz. Meslektaşlarımın çoğu idealist, ama sistem onları eziyor. Bu çok acı…

Rakamlar daha da feci; 2025 RSF (Sınır Tanımayan Gazeteciler ), raporuna göre dünyada 503 tutuklu gazeteciden 3’ü Türkiye’de; TGS’ye göre 10-18 arası, CHP raporuna göre 39 gazeteci tutuklandı, 95 gözaltı, 610 hakim karşısına çıktı. Son 40 yılda faili meçhul cinayetlerle 60’ı aşan öldürülen gazeteci, OHAL’de(Olağanüstü Hal) 45 gazete, 16 TV, 23 radyo kapandı; hâlâ yüzlerce medya kuruluşu el değiştirdi, kayyım atandı. Basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 159’ncü sıradayız, ‘çok vahim’ kategorideyiz.

Çözüm;medya okuryazarlığı okullarda zorunlu ders olmalı. Avrupa’da, ABD’de, Kanada’da yıllardır var; gençler medyayı sorgulamayı öğreniyor. UNESCO (Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu) bunu destekliyor. Bizde de başlamalı; yoksa yalan haber salgını bitmez. Ayrıca siyasilerin ve holding sahiplerinin, medyaya girmesini engelleyici düzenlemeler yapılmalı.

Yazılı medya bitmez. Herkes ‘internet çıktı, gazete ölür’ diyor. Ama Japonya’ya bakın: Teknoloji devi ülke, cep telefonu icat ediyor ama YomiuriShimbun günlük 14 milyon tiraj yapıyor.Asahi 12 milyon, Mainichi 5-6 milyon... İlk 100’de 4-5 Japon gazetesi. Neden? Okuma alışkanlığı, toplum talebi… Bizde de bilinçlenirse kaliteli gazetecilik geri döner. Ayrıca şu da unutulmasın yazılı medya kentlerin, ülkelerin hafızasıdır.

Balık baştan kokuyor; ama temizlenirse deniz kurtulur. 10 Ocak’ta umut edelim. Gerçek gazetecilik itibarını geri kazansın. Yoksa meslekten utanmaya devam edeceğiz. Her şeye rağmen mesleği onuru ile yapan tüm meslektaşlarımın gününü kutluyorum.

Sevgiyle kalın.