Hurri-Mittani şehir devletleri zamanından başlayıp Roma-Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze kadar akıp gelen bir tarihi kültürel miras abidesi kadim Diyarbakır Sur duvarları-burçları.
Evet şehrin gündemine Fransız arkeolog profesör Albert Louis Gabriel’i yeniden taşıdık. 2010’lu yıllarda yönetim kurulu üyesi olduğum DİTAV- Diyarbakır Tanıtma Kültür Yardımlaşma Vakfına GABRİEL’in 1940 yılında Fransızca yazılmış ve basılmış kitabının çevrilip basılmasını önermiştim.
Kitap “Şarki Türkiye’de Arkeolojik Geziler” adıyla DİTAV yayını olarak yayınlanmıştı. Kitap yayınlanmıştı ama sınırlı sayıda ilgili bir kesim tarafından kabul görmüştü.
Bu yetmiyordu tabii ki! Çünkü Gabriel önemli bir adamdı. 1926’dan 1955’e kadar Türkiye’de yaşamış ve Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsünün kuruculuğu ve başkanlığını da yapmış biri olarak elbette tanınıyordu. Ama Diyarbakır için Gabriel’in anlamı çok daha farklıydı.
Şöyle ki; şehre gelmişti 1932’de ve neredeyse üç yıldır süregelen bir tahribatın felaketine tanık olmuştu. Hurri-Mittani şehir devletleri zamanından başlayıp Roma-Bizans’a, Osmanlı’dan günümüze kadar akıp gelen bir tarihi kültürel miras abidesi kadim Diyarbakır Sur duvarları-burçları devletin valisinin emriyle dinamitlenerek yıktırılıyordu. Gerekçe hava sirkülasyonuydu! Amiyane tabirle “kargaların bile güleceği” cinstendi.
Buna elbette tepki göstermişti Gabriel ve yetinmemiş Ankara’ya belgesiyle rapor etmişti. Sonra gelen emirle sur yıkımı durdurulmuştu. Ve Gabriel aynı yıl içinde bir daha şehre gelerek o kadim tarihi ve kültürel mirası fotoğraflar ve çizimlerle kalıcılaştırarak bugüne ulaşmasını sağlamıştı.
İşte, şehrin “Fahri Hemşehri”liğini ziyadesiyle hak eden bu şahsiyete bir vefa örneği gerekliydi. Çünkü 2015’te verilen kararla on yıldı GABRİEL’in yıkımdan kurtardığı şehrin surları artık UNESCO’nun tarihi ve kültürel kalıcı miras listesindeydi.
Ve yeniden kent kendisini tarihin yıpranmış belleğinden çıkararak hatırlasın diyerek yaptık “GABRİEL’e Vefa” sergisini. Çok sayıda meraklı gezip gördü sergiyi. Ekim 2025 TÜYAP Diyarbakır kitap fuarında kırk binden fazla ilgili sergiyi gezip gördü. 7 Mart 2026 tarihine kadar da sergiyi DİTAV’ın suriçindeki mekânında gezmek görmek mümkün.

Peki ben bütün bunları niye mi yazdım! Söyleyeyim. O sergideki 1932 tarihli fotoğraf karelerinden biri var ki ancak dikkatli bakan seçici gözlerin görmesi mümkün bir detay. Orta yerde bir sur burcu, temelinde tahribat var, orta gövdesinde de dinamitin açtığı derin patlama yarığı.
Malum şehre kuzey tarafından gelen her yabancının ilk uğrak yeridir Dağkapı Meydanı. Ve oradaki kapı da eski şehrin dört yöne açılan dört kapısından biridir.
Bugün o meydanda restore edilmiş haliyle bir başına duran görkemli bir sur burcu var. Adına halk yakıştırması ile “Tek beden” denmiştir. Çünkü sağı ve solundaki sur duvarları o malum 1930’lu yıllar felaketinden kurtulamamıştır. O da bir başına orta yerde kalmıştır öylece adeta bir kale gibi…
İşte hikayenin bam teli burasıdır. O burç Gabriel’in adıyla anılmayı sanırım hak ediyor. DİTAV kimliğiyle yazılı olarak önerimizi valilik makamına sunduk. Kabul görürse 37 tablodan oluşan sergiyi de kalıcı olarak “Gabriel Burcu”na armağan etme kararıyla elbette.
Belki şehre bu vesileyle Gabriel’in yakınları da gelir. Onun hatırası da yad edilmiş olur.
Özetin özeti şu ki; 1932’nin tahrip edilmiş sur burcu ile bir asır sonraki burcun fotoğraflarını da sunmuş olayım da hele gidip sergide şu kareyi görelim merakı içinizde kalmasın…
23 Şubat 2026 Diyarbakır