Gezmek, görmek, keşfetmek... İnsanlık tarihi boyunca insanların farklı amaçlarla bir yerden bir yere göç ettiğini, yer değiştirdiğini görüyoruz. Bu yer değiştirmeler bazen keşif amaçlı, bazen görmek amaçlı bazen de gezmek amaçlı olmuştur.
İnsanlık her daim hareket halinde ve görme arayışı içinde olmuştur. Peki, nedir bu insanı görme eylemini gerçekleştirmeye iten sebep veya sebepler nelerdir? Yeni yaşam alanları keşfetmek, gezmek, güzel zaman geçirmek gibi amaçlarla yapılan gezme görme eylemleri ve dahası. Günümüzde yapılan birçok gezi ve buna benzer eylemin amacına ulaşmadığını söylemekte bir sakınca görmüyorum. Çünkü adına gezmek dediğimiz ve kulağa sadece zaman geçirmek amacıyla yapılan içi boş bir aktivite gibi yer edinmiş bu eylem gördüğümüzden ve bildiğimizden daha fazlasıdır. İnsanoğlunun doğduğu ilk andan itibaren hayata dair yaptığı ilk eylem görmektir. İnsanlığa dair ilk eylemin görmek olduğu bilgisinden yola çıkarsak görmenin ve bakmanın ne denli önemli olduğunu kavramış oluruz.
Nitekim John Berger‘de Görme Biçimleri adlı kitabında, ‘’Görme konuşmadan önce gelmiştir. Çocuk konuşmaya başlamadan önce bakıp tanımayı öğrenir. Ne var ki başka bir anlamda görme sözcüklerden önce gelmiştir. Bizi çevreleyen dünyada kendi yerimizi görerek buluruz. Bu dünyayı sözcüklerle anlatırız ama sözcükler dünyayla çevrelenmiş olmamızı hiçbir zaman değiştiremez. Gördüklerimiz ile bildiklerimiz arasındaki ilişki asla durulmaz. Her akşam güneşin batışını görürüz’’der.
Gezmek eyleminin temelinde de görme eyleminin yattığını açıkça görüyoruz. Gezi maddi varlığımızı bir yerden bir yere taşımak olarak algılanmamalıdır. Dışarıda amaçsızca saatler geçirmek ve bunu gezi olarak adlandırmak zamanımızı boşa harcamaktan başka bir şey değildir elbette. İnsanların çoğu zaman ‘’Bugün ne de çok gezdik! ‘’ gibi cümleler kurduğuna şahit oluyoruz. Yapılan geziye baktığımızda, saatlerce amaçsızca dolaşıp yerine konması mümkün olmayan zamanı boşa harcamaktan öteye gitmeyen bir eylemi gezi yaptığını sanarak farkında olmadan gerçekleştirmektedirler. Buna gezi veyahut seyahat demek yerine ‘gez(in)mek‘ demek daha doğru olur kanımca.
Gezmek ve görmek eş zamanlı gerçekleşen eylemler olmalıdır. Gezi amaçlı gittiğimiz yerde görme eylemini de gerçekleştirmeliyiz diye düşünüyorum. Bu minvalde görme eylemini de biraz konuşmak gerekir aslında. Görmek, gözün mekanik bir işlevinden daha fazlasıdır diye düşünürüm hep. Evet, gözümüz bedenimizde etrafı görmemizi sağlayan mekanik bir araçtır. Fakat bu mekanik işlevin dışındaki görme işini bizzat kendimizin yapması gerek. Nasıl mı olacak bu görme işi? Farkına vararak, baktığın şeye anlam katarak ve niçin baktığını bilmenin bilinci ile. Evet, görebilmemiz için neden ve nasıl baktığımızı bilmemiz gerekir. Aksi halde gördüğünü sanmaktan ötesine geçmeyecektir yaptığımız hiçbir eylem. Gezmek ve görmek eylemlerinin bir arada olduğu eylem haline gezmek diyebiliriz. Çoğu zaman yaptığım gezilerde edindiğim izlenimlerden de bunu görmekteyim. Gittiğin yerde bulunduğun süre boyunca oraya ait olma, orayı hissetme ve o ana ait olmak gezmek ve görmek işinin olmazsa olmazlarıdır. Gezi amaçlı gittiğimiz yerlerde etrafa insanlara, yapılara ve çevrede görebileceğimiz her şeye gerçekten ne olduğunu anlamaya çalışarak bakarsak görme eylemini gerçekleştirebiliriz. İşte o zaman gezme eylemi bir gez(in)me eylemi olmaktan çıkıp gerçek bir gezi eylemine dönüşecektir.