Ramazan ayı, sadece aç ve susuz kalma pratiği değil. Sabrın, paylaşmanın ve nefis terbiyesinin de adıdır. Ancak oruç, her ibadet gibi belli şartlara bağlıdır. Özellikle sağlık söz konusu olduğunda hem dini hem de tıbbi açıdan dikkatli olmak gerekir. Çünkü İslam dini kolaylık dinidir. İnsan sağlığını riske atmayı değil, korumayı esas alır.

İslam fıkhına göre ergenlik çağına ulaşmış, akıl sağlığı yerinde ve sağlıklı olan her Müslüman oruçla yükümlüdür. Ancak bu yükümlülük, kişinin sağlığını ciddi şekilde tehdit edecek durumlarda farklılık gösterebilir.

Geçici rahatsızlık yaşayanlar (grip, kısa süreli enfeksiyonlar, ameliyat sonrası toparlanma süreci gibi) iyileştikten sonra tutamadıkları oruçları kaza edebilirler. Bazı hastalık gruplarında oruç, ciddi sağlık riskleri doğurabilir. Bu nedenle bazı hastaların, mutlaka doktor görüşü alması gerekir:

Özellikle insülin kullanan veya kan şekeri dengesiz olan diyabet hastaları için uzun süreli açlık ciddi hipoglisemi ya da hiperglisemi riski oluşturabilir. Kan şekeri kontrolü iyi olmayan hastaların oruç tutması hayati risk taşıyabilir.

Düzenli ilaç kullanımı gerektiren kalp ve hipertansiyon hastalarında ilaç saatlerinin bozulması, sıvı kaybı ve tansiyon dengesizliği de risk oluşturabilir. Özellikle yaz aylarına denk gelen Ramazanlarda susuzluk kalp hastaları için daha büyük risk oluşturur.

Böbrek fonksiyon bozukluğu olan kişilerde uzun süre susuz kalmak, böbrek hasarını artırabilir. Taş hastaları ve kronik böbrek yetmezliği olanlar mutlaka uzman görüşü almalıdır.

Anne adayları ve emziren anneler için durum kişiye özeldir. Bebeğin gelişimi, annenin beslenme durumu ve genel sağlık değerlendirilerek karar verilmelidir. İleri yaşta olup birden fazla kronik hastalığı bulunan kişiler için oruç, mevcut hastalıkları ağırlaştırabilir. Eğer doktor kontrolünde oruç tutmaya karar verildiyse şu noktalara özellikle dikkat edilmelidir:

İlaç saatleri mutlaka doktorla yeniden planlanmalı, sahur kesinlikle atlanmamalı, iftarda ani ve aşırı yemek tüketilmemeli, yeterli sıvı alımı sağlanmalı, şekerli ve aşırı tuzlu gıdalardan kaçınılmalı ve halsizlik, bayılma, aşırı çarpıntı gibi belirtilerde oruç derhal bozulmalı.

Unutmamamız gereken çok önemli bir nokta şu ki; dinimizde zaruret halinde kolaylık esastır. Sağlığı ciddi risk altında olan kişiler için fidye uygulaması da bir alternatiftir.

Peki! Sağlık mı, İbadet mi? sorusuna bir cevap bulalım. Aslında bu bir tercih meselesi değildir. Sağlık, ibadetin ön şartıdır. Sağlığı korumak da bir sorumluluktur. Oruç, bedeni çökerten değil, ruhu arındıran bir ibadet olmalıdır. Ramazan’ın bereketinden nasiplenmenin tek yolu aç kalmak değildir. Yardım etmek, gönül almak, bir yetimi sevindirmek de ibadettir. Hepimiz şunu net olarak bilmeliyiz ki; Allah kuluna zorluk değil kolaylık ister. Önemli olan bilinçli ve sağlıklı bir şekilde bu mübarek ayı idrak edebilmektir.