Yaz aylarının kavurucu sıcaklarıyla birlikte insanlar serinlemek için denizlere, göllere ve akarsulara yöneliyor. Ancak son yıllarda özellikle baraj göletleri, sulama kanalları, taş ocaklarında oluşan su birikintileri ve güvenliği denetlenmeyen göletlerde yaşanan boğulma vakaları dikkat çekici boyutlara ulaştı. Bir anlık serinleme isteği, maalesef geri dönüşü olmayan sonuçlara yol açabiliyor.
Bir su kaynağının sakin ve durgun görünmesi, onun güvenli olduğu anlamına gelmez. Özellikle barajlar ve doğal göletler, görünmeyen tehlikeler barındırır. Bu sularda taban yapısı bilinmez.
Ani derinleşmeler, çamurlu zeminler, bataklık alanlar ve su altındaki kaya veya metal parçaları ciddi yaralanmalara neden olabilir. Yüzme bilen kişiler bile beklenmedik bir akıntıya kapılarak zor durumda kalabilir.
Baraj göllerinin en önemli risklerinden biri dip akıntılarıdır. Su yüzeyi sakin görünse bile dipte oluşan güçlü akıntılar insanı aşağı çekebilir. Ayrıca su sıcaklığındaki ani değişimler vücutta şoka neden olabilir.
Özellikle güneş altında uzun süre kaldıktan sonra soğuk suya aniden girmek kalp ritminde bozulmalara, kas kramplarına ve nefes kontrolünün kaybedilmesine yol açabilir.
Denetlenmeyen sularda yalnızca boğulma tehlikesi yoktur.
Kirli ve durgun sular çeşitli bakteri, parazit ve mikroorganizmalar için uygun yaşam alanları oluşturur. Bu sularda yüzmek cilt enfeksiyonlarından bağırsak hastalıklarına, göz ve kulak enfeksiyonlarından daha ciddi sağlık sorunlarına kadar birçok riski beraberinde getirebilir.
Peki serinlemek için bir suya girerken nelere dikkat etmeliyiz? Bence herkesin bu soruyu mutlaka kendisine ya da biz uzmana sorması ve cevaba göre hareket etmesi gerek.
Öncelikle yüzülecek alanın güvenli ve izin verilen bir bölge olup olmadığı araştırılmalıdır. Cankurtaran bulunan plajlar ve resmi yüzme alanları her zaman daha güvenli seçeneklerdir. Suya girmeden önce derinlik, akıntı durumu ve taban yapısı hakkında bilgi edinilmelidir. Bilinmeyen bir suya asla balıklama atlanmamalıdır.
Tek başına yüzmekten kaçınılmalı, özellikle çocuklar sürekli gözetim altında tutulmalıdır. Alkol veya uyuşturucu etkisi altındayken suya girilmemelidir. Yemekten hemen sonra ya da aşırı yorgunken yüzmek de risk oluşturabilir. Uzun süre güneşte kaldıktan sonra vücudu alıştırmadan birden suya girmek yerine önce elleri, yüzü ve enseyi ıslatarak vücudun sıcaklık değişimine uyum sağlaması beklenmelidir.
Ayrıca ‘ben iyi yüzme biliyorum’ düşüncesi çoğu zaman yanıltıcı olabilir. Boğulma vakalarının önemli bir kısmı yüzme bilen kişilerde meydana gelmektedir. Çünkü doğa koşulları, havuz ortamından çok farklıdır ve tecrübe kadar tedbir de gerektirir.
Yaz mevsiminin tadını çıkarmak hepimizin hakkı. Ancak serinlemek isterken hayatımızı veya sevdiklerimizin hayatını riske atmamak için güvenli alanları tercih etmek, kurallara uymak ve olası tehlikeleri ciddiye almak zorundayız. Unutmayalım; birkaç dakikalık serinlik, bir ömür boyu sürecek pişmanlıklara dönüşmemelidir.