Bir eğitim öğretim yılı daha sona erdi. Milyonlarca öğrenci cuma günü karnesini alarak uzun bir yaz tatilini hak kazandı.

Kimisi takdir ve teşekkür belgeleriyle büyük sevinç yaşadı, kimisi ise beklediği notları göremediği için buruk bir mutlulukla okulundan ayrıldı.

Ancak unutulmaması gereken önemli bir gerçek var. Karne, bir çocuğun değeri değil, sadece bir dönemin performansını gösteren belgedir.

Ne yazık ki bazı aileler, düşük notları başarısızlık olarak görüp çocuklarını sert sözlerle eleştiriyor, hatta cezalandırma yoluna gidiyor. Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, yargılanmak değil, anlaşılmaktır.

‘Neden böyle oldu’ sorusunu öfkeyle değil, merakla sormak gerekir. Çünkü her düşük notun arkasında farklı bir hikâye olabilir. Öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı, arkadaş çevresi, aile içindeki sorunlar ya da sadece yanlış çalışma yöntemleri…

Bunlar konuşulmadan verilen cezalar, sorunu çözmek yerine daha da büyütebilir.

Anne ve babaların çocuklarına vereceği en değerli mesaj şudur; ‘Seni notların için değil, olduğun kişi için seviyoruz’. Böyle bir güven ortamında çocuk, eksiklerini daha rahat kabul eder ve onları gidermek için daha istekli olur. Korkuyla değil, destekle büyüyen çocuklar geleceğe daha sağlam adımlarla yürür.

Peki yaz tatili nasıl değerlendirilmeli? Tatili yalnızca test çözme maratonuna dönüştürmek de, üç ay boyunca tamamen boş geçirmek de doğru değildir. Yaz tatili, dinlenmenin, keşfetmenin ve gelişmenin zamanıdır.

Çocuklar bol bol kitap okumalı, yaşlarına uygun spor faaliyetlerine katılmalı, doğayla iç içe vakit geçirmeli, bisiklete binmeli, yüzmeli, yeni hobiler edinmelidir.

Tabi bunlara imkanı olan ailelerin sayısının azlığını kabul ediyorum.

Ülkemiz koşulları hepimizin malumu.

Aile büyüklerini ziyaret etmek, kültürel gezilere çıkmak, müzeleri görmek, birlikte oyunlar oynamak ve uzun sohbetler etmek de çocukların sosyal gelişimine büyük katkı sağlar.

Teknoloji ise ölçülü kullanılmalıdır. Saatlerce ekran karşısında geçirilen bir tatil, hem fiziksel hem de zihinsel gelişimi olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine ekran süresi planlanmalı, çocukların üretken etkinliklere yönelmesi teşvik edilmelidir.

Eğitim sadece okul sıralarında gerçekleşmez. Hayatı tanımak, sorumluluk almak, paylaşmayı öğrenmek ve merak duygusunu canlı tutmak da eğitimin en önemli parçalarıdır. Yaz tatili, çocukların bu yönlerini geliştirebilecekleri büyük bir fırsata dönüştürmek mümkündür.

O yüzden naçizane bir tavsiyede bulunmak isterim:

Sevgili çocuklar, aldığınız notlar ne olursa olsun, yeni bir başlangıç için önünüzde koca bir yaz var. Dinlenin, eğlenin, okuyun, araştırın ve hayal kurun.

Değerli anne ve babalar, çocuklarınızın karnesine değil, gözlerindeki umuda bakın. Çünkü geleceği belirleyen yalnızca bugünün notları değil; sevgiyle büyüyen, kendine güvenen ve öğrenmekten vazgeçmeyen çocuklardır.

Herkese sağlıklı, huzurlu ve verimli bir yaz tatili diliyorum.