Çocuk doktoru olarak son yıllarda poliklinikte daha sık karşılaştığım bir konu var: Çocukların ekran ve sosyal medya ile ilişkisi.

Anne-babalar bazen “Çocuğum içine kapandı”, “Gece uyumuyor”, “Kendini arkadaşlarıyla sürekli kıyaslıyor” diye başvuruyor. Elbette bu sorunların tek nedeni sosyal medya değil. Ancak artık sosyal medyanın çocukların uykusu, fiziksel aktivitesi, sosyal ilişkileri ve ruhsal iyilik hali üzerindeki etkisini görmezden gelemeyiz.

Sosyal Medyanın Çocuk Sağlığı Üzerindeki Görünmeyen Etkileri

Mesele sadece kaç saat ekran kullandığı değil

Bilimsel çalışmalar bize önemli bir nokta gösteriyor: Ekran kullanımını değerlendirirken yalnızca süreye bakmak yeterli değil.

Çocuk ekranda ne yapıyor? Ne izliyor? Kimlerle iletişim kuruyor? Ve ekran, hayatında neyin yerini alıyor?

Çünkü uzun ekran süresi; uyku, fiziksel aktivite, oyun, aile iletişimi ve yüz yüze sosyal ilişkilerin yerini almaya başladığında sorun daha önemli hale geliyor.

Dünya Sağlık Örgütü, çocuklarda sedanter davranışın ve eğlence amaçlı ekran süresinin sınırlandırılmasını öneriyor. Özellikle küçük çocuklarda ekran süresinin mümkün olduğunca düşük tutulması ve hareket, oyun ve uykuya öncelik verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Sosyal Medyanın Çocuk Sağlığı Üzerindeki Görünmeyen Etkileri1

Ergenlerde durum daha hassas

Ergenlik döneminde sosyal medya yalnızca eğlence aracı değil, aynı zamanda çocuğun kendisini değerlendirdiği bir ortam haline gelebiliyor.

Sürekli daha güzel, daha başarılı veya daha fit görünme mesajları beden algısını ve öz güveni etkileyebilir.

ABD Surgeon General’ın raporunda, 13–17 yaş grubundaki ergenlerin önemli bir bölümünün sosyal medyanın bedenleri hakkında kendilerini daha kötü hissettirdiği belirtiliyor. Günde 3 saatten fazla sosyal medya kullanımı da bazı ruh sağlığı sorunları açısından daha yüksek riskle ilişkilendiriliyor. Ancak burada önemli bir ayrıntı var: Bu ilişki, sosyal medyanın tek başına bu sorunlara neden olduğunu kanıtlamıyor. Etki; çocuk, içerik ve kullanım şekline göre değişiyor.

Benim ailelere en sık söylediğim şey

Çocuğa “Telefonu bırak” demeden önce telefonun hayatında neyin yerini aldığını düşünün.

Uyku mu?

Oyun mu?

Spor mu?

Arkadaşlarıyla iletişim mi?

Aileyle geçirilen zaman mı?

Özellikle telefonu yatak odasından çıkarmak, yemek sırasında ekran kullanmamak ve yaşa uygun içerikleri birlikte değerlendirmek iyi bir başlangıçtır.

Bir de anne-babaların kendisine bakması gerekiyor.

Çocuğa “telefonu bırak” derken sürekli telefonla ilgileniyorsak, çocuk söylediğimizi değil yaptığımızı öğrenir.


Sosyal medyayı tamamen yasaklamak günümüz dünyasında gerçekçi olmayabilir. Amacımız çocukları dijital dünyadan uzaklaştırmak değil, dijital dünyayı sağlıklı kullanmayı öğretmek olmalı.

Çünkü çocukların sağlıklı gelişimi yalnızca boy ve kilo ile ölçülmez.
İyi uyuyan, hareket eden, oyun oynayan, ailesiyle konuşan, arkadaşlarıyla iletişim kuran ve kendisini değerli hisseden bir çocuk, dijital dünyayı da daha sağlıklı yönetebilir.