Baharın gelişi birçok halk için bir mevsim değişimini ifade eder. Ancak Kürtler için Newroz yalnızca baharın gelişi değil, aynı zamanda direnişin, yeniden doğuşun ve toplumsal hafızanın sembolüdür. Yüzyıllardır kutlanan Newroz, doğanın uyanışını temsil ederken aynı zamanda kültürel bir kimliğin de en güçlü simgelerinden biri haline gelmiştir.

Newroz’un kökeni binlerce yıl öncesine, Mezopotamya ve İran coğrafyasının kadim anlatılarına kadar uzanır. Rivayete göre zalim hükümdar Dehak’ın zulmüne karşı demirci Kawa isyan eder ve onu yenerek halkını özgürlüğe kavuşturur. Kawa’nın zaferinin ardından dağların zirvesinde yakılan ateşler, zulmün son bulduğunu halka haber verir. O günden sonra yakılan ateşler Newroz’un en önemli sembolü haline gelir.

21 Mart’ta kutlanan bu bayram, Orta Asya’dan Anadolu’ya, İran’dan Mezopotamya’ya kadar geniş bir coğrafyada farklı kültürler tarafından da benimsenmiştir. Ancak özellikle Kürt halkı için Newroz, yalnızca bir mevsim bayramı değildir. Tarihsel hafızanın ve kimlik bilincinin güçlü bir ifadesidir.

Türkiye’de ise Newroz uzun yıllar boyunca tartışmalı bir alanın içinde kaldı. Özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllarda devlet politikaları nedeniyle Newroz kutlamaları çoğu zaman yasaklandı ya da sert müdahalelerle karşılaştı. Birçok şehirde insanlar Newroz’u kutlamak istediği için gözaltına alındı, meydanlara çıkmak isteyen kalabalıklar güvenlik güçleriyle karşı karşıya geldi.

O yıllarda Newroz ateşi çoğu zaman meydanlarda değil, köylerde, evlerin avlularında ya da dağ başlarında yakıldı. İnsanlar bazen bir ateşin etrafında sessizce toplanarak, bazen de küçük gruplar halinde Newroz’u yaşatmaya çalıştı. Çünkü Newroz yalnızca bir kutlama değil, aynı zamanda kültürel bir varlığı koruma meselesi haline gelmişti.

Zamanla bu yasakçı yaklaşım değişmeye başladı. 2000’li yıllarla birlikte Newroz kutlamaları daha görünür ve daha kitlesel hale geldi. Bugün birçok şehirde yüz binlerce insan meydanlarda Newroz ateşini yakarak baharın gelişini kutluyor.

O yüzden insanlar dönüp, ‘ne diye onca zulüm ve ölüm yaşandı’ sorusunu sorma hakkına sahipler. Sahi, ne diye yaşandı onca kötü durum. Ne diye ekildi bu coğrafyaya onca kin ve düşmanlık tohumları?

Yıllar da geçse, geçmişte yaşanan yasaklar ve gerilimler Newroz’un hafızasında hâlâ canlı. Bu nedenle Newroz yalnızca bir bayram olarak değil, aynı zamanda kültürel hakların ve toplumsal özgürlüklerin de sembolü olarak görülmeye devam ediyor. Bugün Newroz ateşi yakıldığında aslında sadece bahar karşılanmıyor. Aynı zamanda geçmişin yasaklarına, unutulmayan mücadelelere ve kültürel hafızaya da selam veriliyor.

Çünkü bazı ateşler yalnızca karanlığı aydınlatmaz.

Aynı zamanda bir halkın hafızasını da canlı tutar.

BijîNewroz