40 yıllık çatışmalı süreçte bir kere burnu bile kanamamış, bir yakınını kaybetmemiş, çatışmanın en acı yüzü ile hiç karşılaşmamış insanlar barış sürecine karşı en radikal çıkışları yapıyor. Yahu bir durun. Tam olarak ne istiyorsunuz?

Her iki taraftan da barışı istemeyenler için bir önerim var. Türk tarafından karşı çıkanlar ile Kürt tarafından karşı çıkanların ellerine silah verilsin bizden uzak kapalı bir alanda çatışmaya devam etsinler.

Bizden uzak dursunlar ama rahat koltuklarında oturup bizim birbirimizi öldürme ihtimalimiz üzerinden lütfen siyaset yapmasınlar.

Şu an kimsenin ölmüyor olması bile çok değerlidir. Şu an bir kavga halinin olmaması bile çok değerlidir. Dünyadaki bütün örneklerde süreçler yavaş ilerler. 40 yıllık bir çatışmalı süreçten sonra topluma barışı anlatmak, birlikte yaşamayı anlatmak kolay değil. 40 yıldır birbirinden nefret edenler var.

40 yıldır her türlü ideolojik aygıtla bu nefret körükleniyor. Siyasi partiler bunu körüklüyor, medya bunu körüklüyor, eğitim sistemi bunu körüklüyor, üretilen kültür sanat eserleri bunu körüklüyor, futbol maçlarında tribünlerde bu nefret yeniden yeniden üretiliyor.

Türkler'de de Kürtler'de de radikal milliyetçi bir kesim 'kandırılıyoruz' diyor. Her iki taraf aynı anda nasıl kandırılıyor olabilir? Her iki tarafın da kendine göre planları olabilir.

Bu normaldir. Dünyadaki bütün örneklerde bunlar vardır. Ama bu barış süreçleri 3-5 yıl devam ettiğinde, insanlar bunun toplumsal, sosyal ve ekonomik yansımalarını gördüğünde artık daha çok inanmaya başlarlar. Şu an çok yolun başındayız. Bu sürece bir şans vermeliyiz. Barış ihtimaline bir şans vermeliyiz.

Bakın barış ortamı olduğunda ne kadar çok şeyi tartışabiliyoruz. Çatışmalı süreçte halının altına ne kadar çok kronikleşmiş sorunları atmışız. Kürt siyasetinin içinde ne kadar büyük sorunların biriktiğini görmeye başladık.

Halk ne kadar çok tepkisini içine atmış onu gördük. Başta sermayedarlar olmak üzere ne kadar çok kişinin çatışmalı süreci kendisine kalkan yaptığını görebiliyoruz. Kendi içimizde sürekli 'çatışmalı süreci bahane ederek' ne kadar çok kişi köhnemiş zihniyetini kurumlara dayatmış.

Çürümüşlüklerin kokusunu yeni yeni duymaya başladık. Bütün bunlar için bile barış süreci çok kıymetlidir, değerlidir.

Her iki taraftan da yüreği yanan anneler kadar kimse barışın kıymetini bilemez. Kendi konfor alanlarının dışına çıkmaya cesaret edemeyenler için barış da savaş da oyun gibi gelir.

Ama canı yananlar için bu bir oyun değil. Bu realiteyi en iyi canı yananlar bilir. Acıları ve mağduriyetleri yarıştırmadan yeni acılar ve mağduriyetlerin oluşmaması için herkes elinden ne geliyorsa yapmalıdır.

40 yıldır olağan hale gelen bir çatışmalı sürecin yeniden olacağını söylemek kolaydır zaten sürekli tekrarlanan bir durumdur; ancak bunun karşısında yer almak cesaret ister. Savaştan beslenen muktedirlere karşı, savaş baronlarına karşı barışın iyi bir şey olduğunu halka göstermek çok değerlidir.

Hem Kürtler hem de Türkler artık bu savaşın önünde durmalıdır. 40 yıllık çatışmalı sürecin ülkede savaştan beslenenler dışında herkesi nasıl yoksullaştırdığını görmemiz gerekiyor.

Barış suyunun bu ülkenin her karış toprağına karışması için hepimiz avuçlarımızda su taşımalıyız. Başarırsak ne mutlu bize; barışmazsak da en azından biz mücadelemizi vermiş oluruz.