Selçuk Mızraklı hoca 7 yıllık bir hapisten sonra dün tahliye edildi. Selçuk Hoca herkes tarafından çok büyük bir sevgi ile karşılandı. Önce cezaevi önüne gittiler, ardından havaalanın önünde toplandı herkes.

Selçuk hocayı sevmeyeni görmedim. Onun ile ilgili olumsuz bir paylaşım yapanı da görmedim. Kürt siyasetinde herkesin sempati ile yaklaştığı ender insanlardan biri olabilir Selçuk Hoca.

Selçuk Hocayı yaklaşık 10 yıldır tanırım. Milletvekilliği ve Belediye başkanlığı dönemlerinde de röportajlarımız ve sohbetlerimiz oldu. Hekimliği döneminde herkesin derdine derman olmak için canhıraş çalıştı. Sonra milletvekili olarak her yere koştu, her soruna çözüm arayışında oldu. Kısa bir vekillik döneminin ardından yerel seçimler vardı.

"Bu kentte en iyi kim belediye eş başkanlığı yapar?" sorularının cevabı Selçuk Hoca oldu. O da hiçbir sorumluluktan kaçmadı. Hiç yüzünü asmadı, hiç şikayet etmedi. Her yere koştu. Zaman zaman gazeteciler olarak eleştirilerimiz de oldu. Ama tek bir defa bile "Niye eleştiriyorsunuz?" diye aramadı, gönül koymadı, trip atmadı.

Herkesin fikrini, önerisini büyük bir dikkat ve can kulağıyla dinliyordu. Ne merkezi güç odaklarından ne de yereldeki sermayedarlardan ve küçük iktidar odakcıklarından asla çekinmedi, asla teslim olmadı. Gözaltına alınırken de başı dik, yüzü güleçti; 7 yıl sonra tahliye olduğunda da aynı şekildeydi. Bıyıklarındaki ve saçlarındaki beyazların oranı artmıştı ama dolu dolu gülüşünden zerre eksilme yoktu.

Amed'in "Kekési" Selçuk Hoca cezaevinden koğuş arkadaşı Selahattin Demirtaş'ın selamı ile birlikte tekrar Amed'e geldi. Selahattin Demirtaş, "cesaret bulaşıcıdır" demişti ya; evet gerçekten cesaret de, umut da, mücadele ve kararlılık da büyük bir samimiyetle yapılırsa bulaşıcıdır.


Selçuk Hoca dün hepimize tekrar umudu bulaştırdı. Tebessümü bulaştırdı. Daha güçlü bir şekilde barış için mücadele edeceğini gösterdi. En ufak bir yorgunluk belirtisi bile yoktu. Her gördüğüne sarıldı, her gördüğünü öptü. Etrafındaki herkesin de yüzü gülüyordu.

Sosyal medyaya baktım hangi mahallede, hangi ideolojide olursan olsun herkes sevgi dolu olumlu paylaşımlar yaptı. Bir tek Selahattin Demirtaş'ın ceketinin kokusu ile ilgili sözlerine bazı yerlerde tepki vardı ama onun dışında en ufak bir şey görmedim.

Şimdi bütün bu olumlu karşılama ve sevgi seli Selçuk hocanın omuzuna da büyük bir bindirdi. Selçuk Hoca muhtemelen 3-5 günlük bir aranın ardından yeniden sokaklara çıkacak. Yeniden siyasetin içinde yer alacak. Ama Selçuk Hocam Diyarbakır'daki yaşam ve siyaset senin bıraktığın yerde değil.

Biliyorum en fazla 1 ay içinde büyük şaşkınlık yaşayacaksın. Diyarbakır'da siyaset 7 yıl öncesine göre çok değişti. Muhtemelen bunu okurken "Yaw keké ne kadar değişmiş olabilir ki?" diyebilirsin; Ama hocam bunları deneyimleyip göreceksin. İnan bizim Amed'in siyaseti en az 70 yıl geriye gitti. Diyarbakır'da siyaset artık belli STK'ların ve sermayedarların güçü bir yönlendirmesi altında. Son yerel seçimde ön seçimler çok sağlıksız ve tartışmalı geçti. O tartışmalar hiçbir zaman adil bir şekilde tüketilemedi.

Diyarbakır'da sınıflar arası büyük bir uçurum oluştu. Zengini daha da zenginleşti, fakiri daha da fakirleşti. Belli siyasi ve STK ilişkileri ile zenginleşme tartışmaları herkesin dilinde. Bu durumlarda kimsenin de toplumu ikna etme çabası yok.

Üretim yerine korkunç bir tüketim kültürü oluştu. Diyarbakır'ın her tarafı betonlaştı. Çeteleşmeler arttı, uyuşturucu kullanım yaşı çok düştü, fuhuş arttı. Paranın değeri insanlık değerinin çok önüne geçti. Sevgili Gazeteci İrfan Aktan'ın birkaç ay önce söylediği çok önemli bir söz vardı. "Diyarbakır'da zenginler yoksulların elindeki yurtseverliği de aldı" diye. Hocam inşallah 6 ay sonra "Cezaevi daha mı güvenliydi?" gibi bir soru işareti kafanın dehlizlerinde dolaşmaz.

Diyarbakır'da yıllardır gazetecilik yapan, kurumları ve toplumsal ilişkileri yakından bilen biri olarak söylüyorum; Sizin bıraktığınız Amed artık Diyarbakır'dır. Her anlamda maalesef artık öyledir. Sosyolojik yapısı ile, ilişki biçimleri ile, yönetim biçimleri ile, ilişkilenme biçimleri ile öyledir maalesef. Yazsam 50 sayfa yazardım ama siz daha yeni çıktınız o gülen yüzünüzü, aydınlık yüzünüzü ilk asan kişi olmak istemem.
Bir kez daha hoş geldiniz.

Hûn bi ser seran hatin kekê hêja.