Bir şehrin kaderini değiştiren şey yalnızca yollar, binalar ya da fabrikalar değildir. Asıl dönüşüm, o şehrin üretim kapasitesinin artması, gençlerinin iş bulması, girişimcilerinin önünün açılması ve dışarıdan gelen sermayenin o kente güven duymasıyla gerçekleşir.
Diyarbakır bugün tam da böyle bir eşikte duruyor.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya’nın, İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye’nin 1000 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde yer alan firmalara gönderdiği yatırım çağrısını bu açıdan yalnızca bir ticari davet olarak değerlendirmemek gerekiyor.
Bu çağrı, aynı zamanda Diyarbakır’ın ve bölgenin geleceğine ilişkin önemli bir vizyon ortaya koyuyor.
Çünkü Diyarbakır’a yapılacak her yeni yatırım, sadece yeni bir fabrikanın kurulması veya yeni bir üretim tesisinin açılması anlamına gelmiyor. Bir yatırım; istihdam demek, meslek demek, eğitim demek, yeni tedarik zincirleri demek, esnafın ve KOBİ’lerin büyümesi demek. Daha da önemlisi, gençlerin kendi şehirlerinde gelecek kurabilmesi demek.
Diyarbakır’ın yatırım hikâyesi yeniden yazılabilir
Türkiye’nin sanayi haritasına baktığımızda yatırımların belli bölgelerde yoğunlaştığını görüyoruz. İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Gaziantep gibi kentler yıllar içinde güçlü sanayi ekosistemleri oluşturdu.
Ancak Türkiye’nin gelecekteki büyümesi, mevcut sanayi merkezlerinin daha da büyümesinden çok, Anadolu’nun üretim kapasitesinin güçlendirilmesine bağlı biraz da. Diyarbakır bu noktada önemli bir potansiyele sahip.
Kent, 6. Bölge teşviklerinden yararlanıyor. Bu durum yatırım maliyetlerinin azaltılması açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Bunun yanında genç ve dinamik nüfus, gelişen sanayi altyapısı, hammadde kaynaklarına erişim ve bölgesel pazarlara yakınlık Diyarbakır’ı özellikle emek yoğun sektörler açısından dikkate değer bir yatırım merkezi haline getiriyor.
Burada özellikle bir noktayı vurgulamak gerekiyor, Diyarbakır yalnızca Diyarbakır pazarı için yatırım yapılabilecek bir şehir değildir. Diyarbakır, çevre illere, Irak’a, Suriye’ye ve Ortadoğu pazarlarına açılan stratejik bir üretim ve lojistik merkezine dönüşme potansiyeline sahiptir.
Bu potansiyel doğru yatırımlarla buluşturulursa, Diyarbakır’ın ekonomik ölçeğini de bölgenin ekonomik yapısını da değiştirebiliriz. Yatırım demek yalnızca fabrika demek değildir
Bir fabrikayı düşünelim. Fabrika kurulur. İnsanlar işe alınır. İşçilerin geliri artar. Bu gelir kentte harcanır. Esnafın cirosu yükselir. Yeni işletmeler ortaya çıkar. Nakliye şirketleri daha fazla iş yapar. Yemek firmaları, temizlik şirketleri, bakım ve onarım hizmetleri gelişir. Fabrikanın ihtiyaç duyduğu yan ürünleri üreten yeni KOBİ’ler ortaya çıkar.Bir süre sonra tek bir yatırımın etrafında onlarca, hatta yüzlerce işletmeden oluşan bir ekonomik ekosistem oluşur. İşte kalkınma tam olarak budur.
Bu nedenle Diyarbakır’a yapılacak sanayi yatırımlarını yalnızca ‘kaç kişi istihdam edilecek’ sorusuyla değerlendirmemeliyiz. Gençler için de en önemli meselelerin başında ‘kendi memleketinde gelecek kurabilmektir’. Diyarbakır’ın en büyük avantajlarından biri genç nüfusudur. Ancak genç nüfusun ekonomik bir avantaja dönüşebilmesi için eğitim ve istihdam olanaklarının birlikte geliştirilmesi gerekiyor.
Bir gencin üniversiteyi bitirdikten sonra başka bir şehre gitmek zorunda kalmadığı, kendi kentinde nitelikli bir iş bulabildiği bir Diyarbakır düşünelim. Bu yalnızca ekonomik bir kazanım değildir. Aynı zamanda sosyal bir kazanımdır. Çünkü istihdam arttıkça insanların geleceğe ilişkin güveni artar. Aileler güçlenir. Gençlerin mesleki becerileri gelişir. Kentin sosyal yapısı güçlenir.
Dolayısıyla Diyarbakır’a yatırım, aslında gençlere ‘Burada da bir gelecek var’ diyebilmenin en güçlü yollarından biridir. Sanayicinin önündeki engeller birlikte aşılmalı.
Elbette yatırımcının yalnızca ‘Diyarbakır’a gelin’ denilerek ikna edilmesi mümkün değil. Yatırımcı önünü görmek ister. Arsa maliyetini, teşvikleri, iş gücünü, altyapıyı, lojistiği, enerji maliyetlerini ve bürokratik süreçleri hesaplar.
Bu çağrıdaki, ‘yatırımın farklı aşamalarında destek sunulacağı’ ifadesi çok özel bir önem taşıyor. Teşvik hazırlama desteği, yer tahsisi konusunda kolaylık, eleman ve eğitim desteği, kamu kurumları ve yerel yönetimlerle ilişkilerin yürütülmesi gibi başlıklar yatırımcının kararını etkileyebilecek önemli unsurlar.
Bölgesel kalkınmanın yolu Diyarbakır’dan geçebilir, geçmeli. Diyarbakır büyüdükçe çevre illerle ticaret artar. Bölgedeki üretim kapasitesi genişler. Lojistik hareketlilik artar. Yeni tedarik ilişkileri ortaya çıkar. Bir başka ifadeyle Diyarbakır, bölgesel kalkınmanın merkezlerinden biri olabilir.
Diyarbakır’ın hikâyesi değişmeli ve değişebilir de.