Diyarbakır’ın peyzaj çalışmalarını, kendimi bildim bileli takdir etmişimdir.
Şehrin bazı noktalarında yapılan düzenlemeler gerçekten göz alıcı. Yeşil alanlar, çiçeklendirmeler, ağaçlandırmalar ve bakımlı refüjler, kente estetik bir değer katıyor. Üstelik işin güzel taraflarından biri de şu, yapılan peyzajın bakımının da zamanında ve gerektiği şekilde yapıldığını görüyoruz.
Bunda elbette emeği geçenleri takdir etmek gerekir.
Fakat insanın aklına bir soru da takılıyor. Güzel de, bu kadar geniş mi olmak zorundaydı?
Yaya ve aynı zamanda araç kullanan biri olarak, Diyarbakır’ın bazı caddelerinde bu soruyu kendime defalarca sordum.
Çünkü bazı refüjler var ki neredeyse caddeden daha geniş.
Bazı kavşaklarda ise refüjlerin kapladığı alan öylesine büyük ki, araçların hareket alanı ciddi biçimde daralıyor. Özellikle yoğun saatlerde, birkaç metrelik bir alanın bile ne kadar kıymetli olduğunu hepimiz yaşayarak görüyoruz.
Döner kavşaklara geliyorsunuz…
Refüj başlıyor. Dönüyorsunuz, bitmiyor. Biraz daha dönüyorsunuz, yine refüj.
Sonunda insanın aklına ister istemez şu geliyor;
Burada gerçekten bu kadar alana ihtiyaç var mıydı?
Bir de trafik ışıkları meselesi var.
Bazı noktalarda tek bir ışık süresinde kavşağı geçebilmek neredeyse marifet haline geliyor. Araç sayısı artmış, şehir büyümüş, trafik yoğunlaşmış ancak yolun önemli bir bölümünü işgal eden geniş refüjler ve kavşak geometrileri günümüze cevap verecek nitelikte görmüyorum ben.
Burada elbette bugünün sorununu, yıllar önce yapılan bir projeye bütünüyle yüklemek doğru değil.
O projeler yapılırken şehrin o günkü nüfusu, araç sayısı ve trafik yoğunluğu elbette bugünkü kadar değildi.
Ama tam da burada başka bir soru ortaya çıkıyor.
Şehir planlanırken gelecek neden yeterince hesaba katılmadı?
Bir kent birkaç yıllığına planlanmaz.
Bir cadde yapılırken yalnızca bugünün trafiği düşünülmez.
Bir kavşak tasarlanırken yalnızca o gün yoldan geçen araç sayısına bakılmaz.
Çünkü şehir dediğimiz şey canlı bir organizmadır. Büyür, gelişir, nüfusu artar, araç sayısı çoğalır, yeni mahalleler oluşur, yeni ticaret merkezleri ortaya çıkar.
Dolayısıyla bugün yapılan bir yatırımın en azından birkaç on yıllık perspektifle ele alınması gerekir.
Diyarbakır’ın bugün yaşadığı trafik sıkıntısının önemli bir bölümü de belki burada yatıyor.
Biz bugünün şehrini, dünün trafik verileriyle yönetmeye çalışıyoruz.
Yeşil alan mı, ulaşım alanı mı?
Burada yanlış anlaşılmak istemem.
Kimse yeşile, ağaca, çiçeğe, peyzaja karşı değil.
Tam tersine…
Şehirlerin beton yığınlarına dönüşmemesi, insanların nefes alabileceği alanların artırılması hepimizin ortak isteği olmalıdır.
Fakat şehircilikte mesele yalnızca ‘ne kadar yeşil alan yaptık’ sorusuyla bitmiyor.
Asıl mesele, o yeşil alanı nerede ve ne kadar yaptığınız.
Bir refüj, trafiğin akışını bozacak kadar genişse, kavşakta görüş alanını, dönüş yarıçapını veya araç kapasitesini olumsuz etkiliyorsa, yaya geçişlerini zorlaştırıyorsa, o zaman yapılan yatırımın başka bir açıdan yeniden değerlendirilmesi gerekir.
Çünkü yolun ortasında ayrılan her metrekare, özellikle yoğun trafik alanlarında, ulaşım açısından da bir maliyettir.
Bugün Diyarbakır’da bazı ana arterlerde yaşanan sıkışıklığa baktığımızda, ‘Daha fazla yol lazım’ demeden önce elimizdeki yolun ne kadarını verimli kullandığımızı da sorgulamamız gerekiyor.
Belki mesele yalnızca yeni yollar açmak değildir.
Belki mevcut yolların geometrisini yeniden düşünmek gerekiyor.
Çözüm, her şeyi söküp atmak değil
Çözüm, bütün refüjleri kaldıralım değil.
Şehrin yeşil dokusunu koruyarak, ulaşım açısından sorun oluşturan noktalarda akıllı bir revizyon yapılabilir.
Örneğin;
Bazı aşırı geniş refüjler daraltılabilir.
Ortaya çıkan alan, yol kapasitesini artırmak için değerlendirilebilir.
Kavşaklarda dönüş geometrileri yeniden düzenlenebilir.
Sağa ve sola dönüşlerde araçların birbirini beklemesine neden olan gereksiz daralmalar tespit edilebilir.
Yaya geçişleri ve kaldırımlar yeniden ele alınabilir.
Trafik ışıklarının süreleri, günün farklı saatlerindeki yoğunluğa göre yeniden düzenlenebilir.
Ve en önemlisi, bunların tamamı ölçüm ve veriyle yapılabilir.
Diyarbakır’ın yeni bir trafik master planına ihtiyacı var
Bence asıl ihtiyaç, günü kurtaracak küçük dokunuşlardan daha büyük.
Diyarbakır’ın, nüfus ve araç sayısındaki artışı dikkate alan, önümüzdeki 20-30 yılı gözeten kapsamlı bir ulaşım ve trafik planına ihtiyacı var.
Bugün gereğinden fazla büyük tasarlanan bir refüj yarın, trafik sıkışıklığının ortasında ‘Keşke bunu biraz daha farklı planlasaydık’ dedirtebilir.
Bu nedenle belediyelerin, ulaşım uzmanlarının, şehir plancılarının, mühendislerin ve elbette Diyarbakırlıların aynı masada buluşması gerekiyor.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Artık ‘birkaç yıllık’ değil, birkaç on yıllık düşünmeliyiz