Kitap fuarı yayınevi, yazar, okur buluşmasının gerçekleştiği yegane etkinlik alanıdır. Üstelik sahici temas imkanı da veriyor. Hiç değilse bu ihtiyaçtan dolayı daha uzun yıllar bu etkinliklerin gerçekleşeceğine inanıyorum.

Tüyap Fuarcılık Grubu tarafından Türkiye Yayıncılar Birliği iş birliği ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın desteğiyle düzenlenen Diyarbakır 10. Kitap Fuarı'na açılış günü gidebildim.

Mezopotamya Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleşen açılış seremonisini kaçırdım ama kapanışa kadar fuar alanında kaldım. Yayıncılar ve yazarlarla konuşma imkanı buldum. İzlenimlerimi paylaşmak isterim

İlk gün hatırı sayılır bir kalabalık vardı fuarda. Bu kalabalık kitap almaya ya da etkinliklere katılmaya gelen insanlardan oluşuyordu. Stantları dolaşmak, merak edilen kitapları rahatça incelemek mümkündü. Fakat büyük bir kalabalık bekleyen yayıncılar, hafta içi için endişeliydi. Bu yüzden fuara katılmak için yaptıkları masrafı karşılayacak bir satış yapabilmek ilk hedefleriydi.

Fuara katılmak yayınevleri için sahiden de masraflı. Bu yüzden çok sayıda yayınevi fuara katılmadı. Okur nezdinde saygınlığı olan Lis, Avesta, Metis, Ayrıntı, Can gibi yayınevlerinin standını arıyor insan. Yayınevlerini Diyarbakır kitap fuarına çekmek için neler yapılmalı? Tüyap ve Diyarbakır'daki kurumlar, bir dahaki fuarı beklemeden bu sorunun cevabını bulmak üzere birlikte düşünmeli.

Bir de şunlar var elbette:

Okur, kitapçıkları da atlayarak, internetten kitap alma alışkanlığını edindi. Bu durum hem kitapçıların hem de kitap fuarlarının geleceğini tehdit eder nitelikte bir gelişme.

Ulaşım meselesi bu yıl da sıkıntılı.

Kitap fiyatları insanların bütçesini sarsacak kadar yüksek. Maaşını ayın 1'inde alanlar, kitap almak için hafta sonunu bekliyor olmalı. Burada fon spekülatörlerinden söz etmiyoruz elbette, onları halkın insafına bırakıyoruz

Fakat kitap fuarı yayınevi, yazar, okur buluşmasının gerçekleştiği yegane etkinlik alanıdır. Üstelik sahici temas imkanı da veriyor. Hiç değilse bu ihtiyaçtan dolayı daha uzun yıllar bu etkinliklerin gerçekleşeceğine inanıyorum.

4 Ekim tarihine kadar devam edecek olan fuara 125 yayınevi ve kurum katılıyor. Söyleşiler, imza günleri ve sergiler, hak ettiği ilgiyi görecektir, diye umuyorum. Kitap fuarı kültürel birikimine inandığım Diyarbakır'a çok yakışıyor çünkü.

*

Kültür Bakanlığı tarafından düzenlenen Diyarbakır Kültür Yolu Festivali bu yıl 10-18 Ekim tarihlerinde gerçekleşecek. Festival programı açıklandı ve ilgi konserlere çevrildi.

Konser verecek şarkıcılara, adlarını ilk kez festival programında gördüklerim dahil, hiçbir itirazım yok. Her şarkının, şarkıcının bir dinleyicisi vardır. Kültür Bakanlığı'nın festival programına aldığı şarkıcıların Diyarbakır'da ilgi göreceğine de inanıyorum. Ücretsiz verilecek konserler için, önceki yıllarda olduğu gibi, ilçelerden de dinleyiciler taşınacaktır. Buna da itirazımız olamaz. Eğlenmek, Diyarbakırlıların da hakkıdır.

Fakat Kültür Bakanlığı'nın ısrarlı bir şekilde Diyarbakır kültürüne sırt çevirmesi anlaşılır bir durum değil. Ya da tam tersine, çok anlaşılır bir durum. Diyarbakır'a ait, Diyarbakırlıların dinlediği müzikler, Diyarbakır'ın sosyal, siyasal ve kültürel kimliğini temsil eder. Bu nedenle Kültür Bakanlığı'nın hazırladığı müzik programı, bu kimliğe itiraz niteliğindedir. O halde şu söylenebilir: Kültür Bakanlığı'nın hazırladığı müzik programı, itiraz ettiği kimliğin yerine yeni bir kimlik benimsetmek niyetindedir. Üstelik bu niyet yeni değildir, 100 yıldır devam eden asimilasyon politikasının devamıdır.

Bugüne kadar başarılı olamayan politikanın bundan sonra da başarılı olma ihtimali zayıftır. Olan, halkın cebinden şarkıcılara akıtılan paraya oluyor.