Meclis'teki kifayetsiz aklıevellerin, dernek adı altında sokakta eylem yapan argüman yoksunu andavalların, sosyal medyada savaş çığırtkanlığı yapan tuzu kuru zevzeklerin hezeyanı, ırkçılık üzerinden elde ettikleri konforlu alanı kaybetme korkusudur.

Bir futbol tutkunu olan Eduardo Galeano, "Gölgede ve Güneşte Futbol" (Can Yay.) adlı kitabında fanatik taraftarı şöyle tarif eder: "'Fanatik' dedikleri, tımarhanelik bir taraftardır. Gerçekleri görmezden gelme hastalığı en sonunda öylesine bir hal almıştır ki, sağduyu yok olmuştur. Bu yok oluştan geriye ise, şuursuzca sağa sola saldıran bir öfke yumağı kalmıştır."

Galeano'nun şuursuz öfke yumağı dediği güruhu, Kocaelispor-Amedspor karşılaşmasında gördük. Kocaelispor-Amedspor karşılaşması öncesinde tribünlerde rezil bir tezahürat performansı sergileneceğine dair bir hissiyatım vardı. Sosyal medyada karşıma çıkan bir video, bu hissiyatı pekiştirdi. Kendilerine mikrofon uzatılan şahıslar, Kocaelispor'u desteklemek için maça geldiklerini söylüyorlardı. Amedspor'dan özenle "Diyarbakır ekibi" diye söz etmeleri dikkat çekiciydi. Kimi İstanbul'dan, kimi de Rize'den kalkıp gelmişti Kocaeli'ne. Kocaelispor ile bir ilgileri yoktu. Esas dertleri Amedspor'du. Amedspor'a küfretmek, Amedspor taraftarını kışkırtmak ve sarı torba benzeri iğrenç sembollerle tehdit etmek için maça geldikleri ve organize oldukları çok belliydi.

Videoda kendilerini taraftar olarak tanımlayan şahıslar, niyetlerini tribünlerde gösterdiler: Maçtan önce, maç esnasında ve sonrasında düzenli olarak, Amedspor üzerinden bir halka küfür ettiler. Sarı torbalar ile tehdit mesajları vermekten de geri durmadılar. Aslında Amedspor ve Amedspor taraftarı benzeri saldırıları yıllar içinde çok gördü. Bu saldırılara alışmak mümkün değil elbette ve bu türden saldırılar bir şehrin, bir halkın öfkesini büyüttüğü muhakkak. Amedspor taraftarının milyonları bulması, bu öfkenin sonuçlarından biridir. Takım deplasman maçlarında saldırıya uğradıkça Kürt halkının ve vicdanlı futbolseverin ilgisi takıma yöneldi.

*

Deplasman maçlarında Amedspor'a yönelik türlü saldırılar yeni değil. Bu saldırıların başlıca nedenlerinden biri siyasidir. Buna zemin hazırlayan da ne yazık ki bir dönemin siyasetçileri olmuştur. Mesela İçişleri Bakanlığı yaptığı dönemde Süleyman Soylu, Amedspor'u doğrudan hedefe koydu. Etkili ve yetkili siyasetçilerin desteğini alan ırkçılar, Amedspor'un deplasman maçlarına akın ettiler ve 'kötü tezahürat' konusunda dünyadaki fanatik taraftara nal toplattılar.

Amedspor'un bu sezon deplasmandaki ilk maçına da aynı güruh akın etti ve önceki sezonların performansını hakkıyla sergilediler.

Fakat bu kez (en azından şimdilik) arkalarında önceki dönemlerin siyasetçileri yok. Bu dönemin siyasetçileri Amedspor-Erzurumspor karşılaşmasını Diyarbakır Stadyumundaki tribünlerden izleyerek, bu sezon izleyecekleri politikanın mesajını verdiler.

Peki, Kocaelispor stadyumunu dolduran fanatikler bu mesajı almadılar mı? Amedspor ve taraftarına yönelik ırkçı, cinsiyetçi küfürlerin serbest olduğunu mu düşündüler? Tribünde sarı torba sallama pespayeliğine imza atmanın, yanlarına kâr kalacağını mı düşündüler? Öyle ya, Bursaspor taraftarı 'beyaz toros' pankarı açmış ve hiçbir cezai işleme tabi tutulmamıştı.

Öyle olmadı. Savcı, sarı torba ile maça gelenler hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın sonunda sarı torbacılara ne ceza verileceğini takip edeceğiz.

*

Bakanlar Amedspor maçını izlemek üzere Diyarbakır'a geliyorsa, hükümetin Amedspor'a yönelik tutumunda ciddi bir değişiklik var demektir. Ama ırkçı siyasetçiler bitmez Türkiye'de ve onların Amedspor'a yönelik tutumlarında zerre değişiklik yok. Irkçı söylemlerini dolaşıma sokmanın en popüler yollarından birdir futbol ve bu fırsatı değerlendirmek kabiliyetleri ve cüretleri var maalesef.

Aslında TFF Disiplin Talimatı'nda "etnik ayrımcılık"la ilgili madde var ve bu madde etkin bir şekilde kullanılırsa, kısmen de olsa, ırkçılığın tribünlerden çekilme olasılığı var. Bugüne kadar kullanılmadı, kim bilir belki bundan sonra ayrımcılıkla ilgili madde hakkıyla yürürlüğe girer. Bir kulüpten fazlası olan Amedspor, bu konuda bir turnusol işlevi görüyor.

*

Türkiye'de insanlar yüz yıldır ırkçılıkla zehirlendi. Siyaseti, eğitim sistemi, medyası ve diğer kurumları ırkçılık söylemi üzerine inşa edildi. Bu yüzden ırkçılık sokakta, üniversitede, tribünlerde kolay kolay bitmeyecektir. Bu yüzden, örneğin ırkçılığı önleyici bir yasadan çok, başta Milli Eğitim müfredatı olmak üzere, ülke kurumlarının zihniyetinin değişmesi gerektiğine inanıyorum.

"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" Meclis'ten geçti ve süreci takip edecek komisyonlar oluşturuldu. Hayal etmesi zor bir süreçten geçiyoruz. Bu, aynı zamanda, ırkçılığı önleyecek zihniyet değişikliğine en çok ihtiyaç duyulan bir süreç. Irkçılığa karşı alınacak her tedbir net olmalı ve ivedilikle hayata geçirilmeli. Çünkü süreci proveke etmek arzusundaki güçlerin elindeki en güçlü silah ırkçılıktır.

Meclis'teki kifayetsiz aklıevellerin, dernek adı altında sokakta eylem yapan argüman yoksunu andavalların, sosyal medyada savaş çığırtkanlığı yapan tuzu kuru zevzeklerin hezeyanı da ırkçılık üzerinden elde ettikleri konforlu alanı kaybetme korkusudur. Bu korku yüzünden, Kürt meselesinin çözülme ihtimaline bile panik halde saldırıyorlar.

*

Kocaelispor maçındaki ırkçılık gösterisinin ardından Karadeniz'de bir grubun, fındık toplamaya gitmiş Kürt işçilere saldırdığı haberi geldi. Peş peşe gelen bu saldırılar Kürt cenahında haklı bir tepkinin gelişmesine neden oldu.

Bu olayların ardından Trabzonspor bu hafta Amedspor'la karşılaşmak üzere Diyarbakır'a gelecek. Amedspor taraftarının öfkeli olduğunu gözlemliyorum. Ancak şunu da biliyorum: Kimi fanatikleri çıkardıktan sonra Amedspor taraftarı politiktir, bilinçlidir ve sağduyu sahibidir. Bu zorlu karşılaşmada ırkçıların provokasyonuna gelmeden takımlarını hakkıyla destekleyeceklerine inanıyorum.

Yazıya Galeano ile girdik, onunla bitirmek isterim. Yazarın İtirafı'nda futbolculuk deneyimi ve taraftarlığı hakkında bilgi veren Galeano, şöyle diyor: "Yıllar geçti ve kimliğimi kabullenmek zorunda kaldım. Ben basit bir 'iyi futbol dilencisiyim'. Elimde şapkam, dünyanın dört bir yanını geziyor ve stadyumlarda yalvarıyorum: Tanrı rızası için, güzel bir maç lütfen.

Güzel bir oyun gördüğüm zaman da bunu sağlayanın hangi takım ya da hangi ülke olduğuna bakmaksızın bu mucize için şükranlarımı sunuyorum."

Elbette gönlüm Amedspor'dan yana. Ama her şeyden önce sahada güzel bir maç olsun. Tribünlerde ırkçıların provokasyonunu boşa çıkaran ve takımın ceza alacağı davranışlardan uzak duran bir taraftar olsun.