Silvan Barajı faaliyete geçtiğinde Godernê Vadisi'nin doğası ve tarihiyle birlikte yok Kulp, Lice, Silvan ve Hazro sınırları içerisinde bulunan 50 köyü de sular altında bırakacağı öngörülüyor.

Bir grup arkadaş geceden karar vermiştik: Ertesi gün Geliyê Godernê'ye gidecektik. Geliyê Godernê dediğimiz Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde bir bölgenin ve burada yaz kış akan bir şelalenin adı. Namını çok duymuş olsam da bir türlü gidip göremediğim şelale.
Yıllardır Diyarbakır'da yaşıyorum ve şehrin ilçelerini yeterince bilmediğimi burada itiraf ederek özeleştiride bulunmak isterim. İnsan, hele gazeteciyse, öncelikle yaşadığı şehri çok iyi bilmeli, değil mi?
*
Kulp'a gideceğiz. Önce Silvan ve Lice'den geçmeliyiz. İki ilçenin de atlattığı sayısız badire ve tanık oldukları muazzam hikâyeler var. Lice'de verdiğimiz kısa mola sırasında, bir keresinde burada polisin sıktığı gaza maruz kaldığımı anlattım. Kalekol yapımını protesto eylemine katılan Medeni Yıldırım asker kurşunuyla öldürülmüştü. Lice bu cinayeti protesto ediyordu. İşte bu eylemleri izlemek üzere Lice'de bulunuyorduk ve akşama kalmıştık. Eylem sürüyordu ve polis fütursuzca gaz sıkıyordu. Akşam karanlığında, sokaklarını bilmediğimiz Lice'de nereye sığınacağımızı şaşırmıştık.
*

Silvan'dan sonra coğrafya değişmeye başlamıştı zaten. Dağlara tırmanıyor, meşe ormanından geçiyorduk artık. Ve tırmandıkça enfes bir doğanın merkezine doğru ilerliyorduk sanki.
Geliyê Godernê'nin nefes keseceğine kuşkum kalmıyordu.
Evet ama Geliyê Godernê neredeydi, nasıl gidilirdi?
Herhangi bir yolculuğa, çok istesem de ince ince hazırlandığım vaki değildir. Bilinçaltı bir şekilde şunu dayatıyor sanki: Yolculuk da her şey gibi biraz spontane ve sürprizlere açık olmalı.
Fakat bu sefer her şey yolunda gitmedi. Çünkü arkadaşların toparlanması ve yola çıkmamız öğleden sonraya kaldı. Çünkü birlikte yola çıktığım arkadaşlar da Geliyê Godernê'ye nasıl gidileceğini bilmiyordu. Tarif almışlar ancak onca dağın, vadinin içinde tarif edilen yolu bulmak imkansız gibi bir şeydi.
Sonunda kendimizi inşaatı süren bir köprüde bulduk. Köprünün ayakları yükselmişti çoktan. Dağ oyulmuş ve birçok ağacın kesildiği belliydi. İş makineleri çalışıyordu.
Yeni köprünün aşağısında başka bir köprü vardı. Yeni gibi görünüyordu ancak yeni değildi. Yeni köprü için dinamitler patlatılmış ve Taş Köprü olarak bilinen tarihi köprü ağır hasar almıştı. Baktığımız yerden köprünün yeni gibi görünmesi, geçirdiği tadilat nedeniyleydi.
Hazro ile
Silvan'ı Kulp'a bağlayan köprü, II. Abdülhamit döneminde yapılmış. Enfes bir coğrafyaya ve gün yüzüne yeterince çıkarılmamış bir tarihe bakıyoruz. Taşköprü köyündeki kayalarda mağara devri izlerine, köyün güneyindeki tepelerde ise eski Ermeni yerleşim yerlerine ait kalıntılar bulunuyor. Silvan Barajı işte bu tarihi ve doğal güzellikleri görünmez yapacak, yok edecek. Bunu bilerek manzaraya bakmak keder veriyor ve öfkelendiriyor insanı.
Köprü şantiyesinde çalışan kamyon şoförü, köprü yapımının 2-3 yıl süreceğini söyledi. Ancak 2-3 yılı beklemeden Geliyê Godernê gibi doğa harikası yerler su altında kalacaktı.
Şu bilgiyi de paylaşmalıyım: Yapımı yıllardır devam eden Silvan Barajı faaliyete geçtiğinde Godernê Vadisi'nin doğası ve tarihiyle birlikte Kulp, Lice, Silvan ve Hazro sınırları içerisinde bulunan 50 köyü de sular altında bırakacağı öngörülüyor.
Birkaç yıl önce
Sarım Havzası Çevresi Doğal ve Kültürel Mirasın Korunması Derneği Başkanı Emin Turhallı ile konuşmuştum. Turhallı, birçok ülkede HES’lerin yasaklandığını belirterek, “Madem enerji diyorsunuz, dağlarımız yenilenebilir enerji kaynaklarına uygundur, rüzgar türbinleri kurun. Sağgöze köyündeki Şevşin Dağı’ndan üst kısımlardaki Merkin Yaylası Dağı’na kadar uzanan sırtta kurulacak rüzgâr türbinleri ile Sarım Havzası’nda kurulacak 10 barajdan daha fazla elektrik üretebilir" demişti.

*
Güzergahı değiştirip Geliyê Godernê şelalesine gitmek için vaktimiz yok artık. Çünkü bir arkadaşımızın İstanbul uçağına yetişmesi gerekiyor. Kim bilir ne zamana kaldı Geliyê Godernê şelalesini ve tarihi mekanlarını baraj suyunun altında kalmadan görmek.
Suyun kenarına indik. Kumsalda yürüdüm. Suyun vadide yankılanan sesini dinledim. Yüksekliği 200 metreye ulaşan bir boğazda taş fırlattım suya. Baraj suyunun altında kalacak tarihi köprü ile yeni köprüye baktım. Vahşi kapitalizm madenlerle, barajlarla bir kez daha güzel, doğal, tarihi olanı hayatımızdan söküp alıyor, diye düşündüm.