2026-2027 eğitim ve öğretim yılı başladı. Uzun bir yaz tatilinin ardından milyonlarca öğrenci yeniden okul yollarına düştü. Kimi büyük bir heyecanla, kimi biraz isteksiz, kimi ise arkadaşlarına kavuşmanın mutluluğuyla sınıflardaki yerini aldı. Çocuklarımız için yeni bir dönem, yeni öğretmenler, yeni arkadaşlıklar ve yeni hedefler başladı.
Ama okulun ilk ziliyle birlikte yalnızca öğrenciler için değil, veliler ve öğretmenler için de yeni bir sorumluluk dönemi başlamış oldu. Uzun tatilin ardından yeniden okul düzenine alışmak her çocuk için kolay olmayabilir. Geç saatlere kadar uyumaya, daha serbest bir günlük programa alışan öğrencilerin yeniden ders saatlerine, ödevlere ve okul disiplinine uyum sağlaması biraz zaman alacaktır. Burada ailelere büyük görev düşüyor.
Çocuklarımızı sürekli eleştirmek, dersleri ve notları üzerinden baskı kurmak yerine onların yanında olduğumuzu hissettirmemiz gerekiyor. Başarı elbette önemli. Ancak çocukların kendilerini güvende, değerli ve anlaşılmış hissetmeleri çok daha önemli.
Öğretmenler açısından da yeni eğitim yılı, yalnızca müfredatı yetiştirme telaşıyla geçmemeli. Öğretmen, sınıftaki öğrencinin sadece ders başarısını değil, ruh halini, arkadaş ilişkilerini ve yaşadığı sorunları da görebilen kişidir. Bazen bir öğrencinin sessizleşmesi, derse ilgisinin azalması veya arkadaşlarından uzaklaşması, üzerinde durulması gereken bir işaret olabilir.
Bir başka önemli konu ise okul disiplininin ayrılmaz bir parçası haline gelen cep telefonu meselesi. Bugün çocukların hayatının önemli bir bölümünü telefonlar ve sosyal medya oluşturuyor. Elbette teknolojiyi tamamen hayatımızdan çıkarmak mümkün değil. Ancak okulun amacı öğrenciyi gün boyunca ekranın içine hapsetmek değil, onu öğrenmeye, düşünmeye, üretmeye ve arkadaşlarıyla gerçek bir iletişim kurmaya teşvik etmektir. Bu nedenle okullarda cep telefonu kullanımına ilişkin getirilen kuralların kararlı ve tutarlı bir şekilde uygulanması çok önemlidir.
Burada mesele telefonu yasaklamak ya da çocukları teknolojiden uzak tutmak değil. Mesele, telefonun öğrencinin eğitim hakkının önüne geçmesine izin vermemektir.
Bir ders sırasında sürekli telefona bakan öğrencinin dikkatini derse vermesi ne kadar mümkün? Öğretmen anlatırken sosyal medyayı takip eden, arkadaşlarıyla mesajlaşan bir öğrencinin öğrenme sürecinden ne kadar verim alması beklenebilir?
Üstelik mesele sadece ders başarısı da değil. Telefonlar üzerinden yaşanan akran zorbalığı, görüntülerin izinsiz paylaşılması, sosyal medya baskısı ve çocukların dijital dünyada karşı karşıya kalabileceği başka riskler de var. Bu yüzden okul yönetimlerinin ve eğitimcilerin telefon konusundaki kuralları tavizsiz ama çocukları rencide etmeden uygulaması gerekiyor. Eğitimde en önemli başlıklardan biri daha var:
Güvenlik.
Anne ve babaların çocuklarını okula gönderirken akıllarındaki en temel soru, ‘çocuğum okulda güvende mi?’ sorusudur. Bu sorunun cevabı hiçbir zaman ‘büyük ihtimalle güvendedir’ olmamalı. Okulların fiziki güvenliği, giriş çıkışların kontrolü, yabancı kişilerin okula erişimi, okul çevresindeki güvenlik tedbirleri, servis araçları, yangın ve deprem gibi acil durumlara hazırlık ve çocukların birbirleriyle olan ilişkileri sürekli gözden geçirilmeli.
Yetkililer açısından da burada yapılması gereken, sorun ortaya çıktığında harekete geçmek değil, sorun ortaya çıkmadan önce gerekli tedbirleri almak. Okul güvenliği, bir eğitim yılının ilk haftasında kontrol edilip sonra unutulacak bir konu değildir. Yıl boyunca sürekli denetlenmesi, eksiklerin tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin zaman kaybetmeden alınması gerekir.
Çünkü okullar yalnızca çocuklarımızın ders gördüğü binalar değildir. Onlar çocuklarımızın günlerinin önemli bir bölümünü geçirdiği, arkadaşlıklar kurduğu, hayata hazırlandığı ve kişiliklerinin şekillendiği yerlerdir. Bu nedenle yeni eğitim yılına başlarken hepimizin üzerine düşen bir görev var.
Öğrencilerden sorumluluk bekleyeceğiz.
Veliler olarak sabırlı ve ilgili olacağız.
Öğretmenlerimizin işini kolaylaştıracağız ve onlara gereken desteği vereceğiz.
Okul yöneticilerinden disiplinli, adil ve güvenli bir eğitim ortamı bekleyeceğiz.
Yetkililerden ise okul güvenliğini hiçbir zaman gündemden düşürmemelerini isteyeceğiz.
Çocuklarımızın başarılı olması elbette hepimizin ortak dileğidir. Ama önce sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir okul ortamı... Çünkü çocuklarımızın eve her gün güven içinde dönmesi, alınacak bütün notlardan ve kazanılacak bütün başarılardan daha değerlidir.
Yeni eğitim ve öğretim yılının öğrencilerimize, öğretmenlerimize, velilerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olmasını diliyorum.