Pazar günü 105 yaşındaki hasta amcamı Gazi Yaşargil Hastanesine götürdük. Yaşlılığa bağlı çeşitli hastalıklarla boğuşuyorken üstüne bir de gribal enfeksiyon eklendi. Ayakta durmakta zorlanan amcam ile hastaneye giriş yaptık. İşlemlerin devamını bekliyoruz. Ama amcamın bir gram mecali yok.
Doğal olarak etrafta tekerlekli sandalye aramaya başladım.
Sadece Diyarbakır’a değil, bölgenin tümüne hitap eden bu koca hastanede, tekerlekli sandalye ara ki bulasın.
Bir yandan mecali kalmamış, ayakta duramayan amcam, diğer taraftan fellik fellik tekerlekli sandalye aramak ve bir türlü bulamamak. Önüme gelen yetkili-yetkisiz herkese soruyorum.
En sonunda, bizzat tekerlekli sandalye alanına bakan birine denk geldim. Koskocaman hastanede bir elin parmakları kadar tekerlekli sandalye olduğunu, yetersiz olduğuna dair fikir birliğine vardık.
Çözüm ne?
Hak getire.
Neyse tekerlekli sandalyede oturan bir hastayı gözüme kestirip pusuya yattım adeta. Ne yalan söyleyeyim, o hastanın işinin bittiğini görmek, çocuk gibi sevindirdi beni. Usulca pusudan çıktım ve araca binen hastanın altından sandalyeyi kaptım bir maratoncu edasıyla.
Amcamın hayır duasını duymaktan ziyade, muayene sırasını beklemek için biraz da olsa rahatlamasına tanık olmak mutlu etti beni. Muayene sıramızı beklerken, tuvalet ihtiyacının olduğunu kulağıma fısıldadı amcam.
Kuzenim ile birlikte tuvaletin kapısına vardık. Tuvaletler doluydu, içeridense dışarıda beklemeyi tercih ettik. Bir süre sonra tuvaletlerden birine girdik de girmez olaydık.
Bıraktım tuvalet kağıdını ya da sabunu, anında mikrop kapılacak bir yuva burası. Klozetler kırık ya da kirli, musluklar ya bozuk ya da boşa akıyor, her tarafta su, koku desen dayanabilene aşk olsun.
Kuzenim cebinden birkaç tane peçete çıkarttı klozet kapağını sildik ve öylece ihtiyacını giderdi amcam.
Yangından kaçarcasına çıktık.
Zira her an bir hastalık kapmaya müsait bir yer. Bu yazdıklarımı gözünüzde bir canlandırmanızı rica ediyorum. Sağlık bulunsun diye gidilen bir yerdeki sağlıksız koşullar.
Oysa devasa bir hastane, her tarafta görevli oldukları belli olan insanlar, oradan oraya koşuşturan emekçiler ve yetkililer.
Sonuç?
Bir hastalık yuvası halindeki tuvaletler ve hiçbir ihtiyacı karşılamayacak sayıdaki tekerlekli sandalyeler.
Yakışır mı Gazi Yaşargil Hastanesine?
Yakışır mı Diyarbakır’a?
Buyurun cevapları alalım …