Diyarbakır’da futbol, binlerce insanı aynı heyecanda buluşturan, kentin ortak duygusuna dönüşen büyük bir tutkudur. Amedspor’un maçlarında ortaya çıkan tablo da bunun en açık göstergesi. Tribünlerdeki coşku, biletlere gösterilen yoğun ilgi ve her maçta yaşanan talep, mevcut stadyumun bu büyük futbol sevgisine cevap vermekte zorlandığını ortaya koyuyor.
Bugün kamuoyunda sık sık 33 bin olarak ifade edilen stadyum kapasitesinin gerçekte kullanılabilir karşılığı 30 bin 481 kişi. Üstelik bu kapasitenin tamamı da genel satışa sunulamıyor. Sezon başında satılan kombineler, misafir takım taraftarlarına ayrılan bölümler, güvenlik alanları, protokol, basın, localar, engelli tribünü, sponsorluklar ve diğer zorunlu kontenjanlar çıkarıldığında taraftarın ulaşabildiği bilet sayısı yaklaşık 26 bine düşüyor.
Rakamlar ortada. Amedspor’un taraftar potansiyeli ise bu rakamların çok daha üzerinde.
Özellikle büyük karşılaşmalarda yaşanan bilet yoğunluğu, meselenin ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor. Beşiktaş maçı öncesinde Passolig sisteminde yaşanan aksaklıklar ve yaklaşık 100 bin kişinin aynı anda sisteme giriş yapması, Diyarbakır’daki futbol heyecanının boyutlarını anlatmaya yeter. İnsanların saatlerce bilet almak için uğraşması, mevcut kapasitenin artık ihtiyaca cevap vermediğinin önemli bir işareti. Peki? çözüm ne?
Mevcut stadyumun kapasitesini artırmak ilk bakışta kolay bir seçenek gibi görünse de teknik gerçekler buna izin vermiyor. Statlar belirli kapasitelere göre hazırlanan statik projelerle inşa ediliyor. Diyarbakır’daki mevcut yapının da daha fazla kapasite artışına uygun olmadığı belirtiliyor. Dolayısıyla artık geçici çözümler yerine kentin geleceğini düşünerek hareket etmek gerekiyor.
Diyarbakır’a 100 bin kişilik yeni bir stat yapılması düşüncesi bu nedenle yabana atılacak bir talep değil. Hatta Amedspor’un taraftar gücü ve kentin futbola olan ilgisi düşünüldüğünde bu talep üzerinde ciddi biçimde durulması gerekiyor. Elbette 100 bin kişilik bir stadyum büyük bir yatırım, kapsamlı bir planlama ve ciddi bir bütçe gerektiriyor. Ancak böylesine büyük bir projenin bugünden tartışılmaya başlanması bile önemlidir.
Yeni stat için devlet veya TOKİ mülkiyetindeki uygun araziler değerlendirilebilir. Böyle bir yatırımın hayata geçirilmesi ilgili kurumların kararına bağlı olsa da Diyarbakır’ın bu konudaki beklentisi görmezden gelinmemeli. Çünkü mesele yalnızca Amedspor’un maçlarını oynayacağı bir saha değil; kentin sosyal, sportif ve ekonomik geleceğine yapılacak bir yatırımdır.
Yeni stat gündeminin yanında mevcut stadyumda yapılması planlanan çalışmalar da var. Bunların başında loca sayısının artırılması geliyor. Yaklaşık 30-32 yeni loca yapılabilecek bir alan bulunmasına rağmen daha kullanışlı ve nitelikli alanlar oluşturmak amacıyla 25-27 yeni loca üzerinde duruluyor. Çalışmaların yeni sezona yetiştirilmesi hedefleniyor.
Bu çalışmalar elbette önemli. Ancak şunu da unutmamak gerekiyor: Yeni localar mevcut stadyumun eksiklerini bir ölçüde giderebilir ama tribünlerde yer bulamayan binlerce taraftarın sorununu çözemez. Diyarbakır’ın asıl ihtiyacı, uzun vadeli ve kalıcı bir stadyum projesidir.
Öte yandan mevcut stadın zemini konusunda son yıllarda önemli bir iyileşme sağlandığı da görülüyor. Geçmiş sezonlarda futbol oynamaya elverişliliği tartışılan zemin, yapılan çalışmaların ardından Türkiye'nin iyi sahaları arasında gösterilecek seviyeye gelmiş durumda. Bu gelişmenin korunması, futbolcuların sağlığı ve maç kalitesi açısından büyük önem taşıyor.
Ancak stadyumun büyümesi, locaların artması ya da zeminin güzelleşmesi tek başına yeterli değil. Tribün kültürünün de aynı ölçüde gelişmesi gerekiyor.
Her taraftarın kendi koltuğunda oturması, sahaya yabancı madde atılmaması ve merdiven boşluklarının kapatılmaması artık bir tercih değil, zorunluluk olmalı. Özellikle ailesiyle birlikte maça gelen insanların kendi koltuklarında oturabilmesi, tribünlerde huzurlu bir ortamın oluşması açısından önemlidir. Kimsenin biletini aldığı yerde başkalarıyla tartışmak zorunda kalmadığı bir stadyum kültürü oluşturulmalı.
Sahaya atılan yabancı maddeler ve kapatılan merdiven boşlukları nedeniyle kulübün cezalarla karşı karşıya kalması da kabul edilebilir bir durum değil. Taraftarın coşkusu, takımına verdiği destek ve yaptığı tezahürat elbette Amedspor’un en büyük gücü. Fakat bu destek, kulübe zarar verecek davranışlarla gölgelenmemeli.
Diyarbakır’ın tribünleri büyük, taraftarı güçlü, futbol sevgisi ise tartışmasız. Şimdi yapılması gereken, bu potansiyeli doğru yatırımlarla buluşturmak ve tribünlerdeki coşkuyu kurallara duyulan saygıyla birleştirmek.
Diyarbakır 100 bin kişilik bir stat istiyorsa bunun arkasında yalnızca büyük bir taraftar hayali değil, karşılığı olan bir futbol tutkusu var. Bu talep artık günübirlik açıklamaların ötesine geçmeli, somut bir yatırım planına dönüşmeli.
Çünkü Diyarbakır’ın futbol sevgisi mevcut tribünlere sığmıyor. Bu kente yakışan, taraftarını dışarıda bırakmayan, geleceğe hitap eden büyük bir stadyumdur.