Meclis’te kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu" çatısı altında barış arayışı, yeni bir safhaya girdi.
Çoğu insan siyasi ve hukuki süreci konuşurken, Diyarbakır’dan yükselen bir ses dikkat çekti.
İş dünyası da bu sürecin bir parçası olmak istiyor.
Görüştüğümüz Diyarbakırlı iş insanlarının ortak vurgusu netti:
"Bu topraklarda barış, sadece siyasetle değil, ekonomiyle de kazanılır."
Bölge uzun yıllardır çatışmalı süreçlerin yarattığı tahribatı ve ağır ekonomik bedellerini ödedi.
Yatırımlar sekteye uğradı, üretim zayıfladı, işsizlik kronikleşti.
İş insanları, geçmişin yarattığı bu tahribatın, ancak güven ortamının sağlanmasıyla onarılabileceğinden emin bir şekilde konuşuyor artık.
Ve bunun için sadece izleyen değil, dinlenen, söz hakkı olan bir taraf olmak istiyor.
Bu talep, basit bir çıkar arayışının ötesinde, toplumsal barışın ekonomik zemine oturtulması gerekliliğini ortaya koyuyor. Çünkü ekonomik kalkınma hamlesinin olmadığı bir coğrafyada barışın kalıcı olması da mümkün değil.
Diyarbakır’ın fabrikalarında çarklar döndükçe,
Esnafın kepenkleri korkusuzca açıldıkça,
Gençlerin gelecek umudu güçlendikçe,
Barış da kök salacaktır.
Meclis, bu sesi duymalı.
Barış masasına sadece siyaseti değil, ekonomiyi de dahil etmeli.
Zira Diyarbakır’dan yükselen bu çağrı, bir şehrin değil,
Tüm bölgenin geleceğine yapılan en anlamlı yatırımdır.