Uzun bayram tatilini baba evinde geçirdim. Baba evi Rojava sınırında küçük bir belde. Zamanın ihtiyaçlarına yenilerek küçülen belde, sonunda bir mahalle statüsüne geriledi. Bir vakitler kaçmak için hayaller kurduğum belde, bütün sefilliğine rağmen, son yıllarda tuhaf bir çekim gücüne dönüştü. Şimdilik, bu çekim gücü benim yaş almamla ilgili olmalı, demekle yetinmeliyim. Çünkü bayram nedeniyle de olsa Mardin'den edindiğim izlenimleri yazmak istiyorum. Ve elbette siyasi atmosferi. Çünkü siyaset, mecburen de olsa, memleketin öncelikli gündemi.
*
Kızıltepe Belediyesi seçimden hemen sonra bir skandalla sarsıldı. Büyük oy oranıyla seçilen başkan, yoluna bağımsız belediye başkanı olarak devam ediyor.
Burada şöyle bir sorun var: Skandaldan sonra DEM Parti, başkanı ihraç etmek konusunda ikircikli davrandı. Garip açıklamalar yapıldı ve olay sulandırıldı. Sonunda, hâlâ DEM Partili olduğunu iddia eden mevcut başkan, 'posta koyup' istifa etti.
Hal böyle olunca söylentiler aldı başını gitti. Kızıltepeliler olayın politik yönü üzerine kafa yormuyor artık, meselenin gırgır tarafıyla daha çok ilgileniyorlar ve gündeme cuk oturan espriler üretiyorlar. İlçeye hizmet verilip verilmediği de umurlarında değil. Yüzde 70.57 gibi yüksek bir oyla Kızıltepe Belediyesinin koltuğunu teslim ettikleri şahıs ne yapar ne eder hiç ilgilenmiyorlar.
Peki neyle ilgileniyor Mardin'in en politik ilçesi? Bu feci olay nedeniyle partilerinin içine düştüğü durumla ilgileniyor ve sorguluyorlar. Aradan onca zaman geçti ama haklı olarak şunu soruyorlar hâlâ: Parti, aday gösterdiği şahsı neden ihraç etmedi? Ne yazık, bu sorunun değeri bilinmediği için, partiye ve kendisine oy veren Kızıltepe halkına şahıs posta koyma cüreti gösterdi.
Öte yandan Kızıltepe halkının belediye ile sıkıntısı zaten hiç bitmemişti. Kıymetli bir oy potansiyeline sahip olan Kızıltepe, bugüne kadar liyakat sahibi, vasıflı, ilçenin meselelerine vakıf, meselelere çözüm üretme kapasitesine sahip bir belediye başkanına sahip olmadı. Vefakarlığı trafik, çöp, sinek, bozuk yollar, iltimas ve diğer sıkıntılarla birlikte döndü, bumerang gibi oy kullanan insanların aklına ve vicdanına çarptı. Bu, Kızıltepe'nin makus talihi, diye geçiştirilmeyecek kadar ciddi bir sorun. Umuyorum bir dahaki seçimde öncelenen kimliklerinin yanı sıra vasıflı bir aday gösterilir.
Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Türkçesi kıt belediye başkanı billboardları Türkçe afişlerle donatıyorsa, Kızıltepe hâlâ kayyımla yönetiliyor demektir.
*
DEM Parti'de siyaset yapan birkaç kişiyle tanışma fırsatım oldu. CHP'nin içine düşürüldüğü durumun yanı sıra Barış ve Demokratik Toplum Sürecini de konuştuk. Edindiğim izlenim şöyle: CHP ve mutlak butlan meselesi ile yakından ilgileniyorlar. Mutlak butlanı kayyım olarak niteliyor ve kayyım uygulamasının ne menem bir şey olduğunu çok iyi bildikleri için, demokrasiye darbe olarak tarif ediyorlar. Mutlak butlanı süreçle de ilişkilendiriyorlar. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'la aynı yerden bakıyorlar meseleye: Barış, muhalefete savaş açarak olmaz, iktidar muhalefetle de barışmalı.
Süreç nereye evriliyor, Mardin'de ve aslında hiçbir Kürt ilinde, hiç kimsenin ciddi bir fikri yok. Çünkü bilgi akışı yetersiz ya da net değil. Bilgisizlikten kaynaklanan fikirsizlik hali, süreci anlatmakla yükümlü parti çalışanlarını zor durumda bırakıyor. Özellikle sosyal medyada çözüm sürecine karşı yürütülen örgütlü süreci kötüleme kampanyasına cevap olabilmek için bilgiye ve elbette hükümet tarafından atılacak bazı somut adımlara ihtiyaç duyuyorlar.
Hükümetin Kürt halkını oyaladığına dair kanı giderek güçleniyor. Öcalan'a sarsılmaz güven hâlâ mevcut. Ancak hükümete ve sürece yönelik tedbirli iyimserlik hali, giderek karamsarlığa bırakıyor yerini. DEM Parti'den sürece dair açıklamalar da karamsarlığı büsbütün dağıtmaya yetmiyor.
DEM Partili TBMM Başkanvekili ve İmralı heyeti üyesi Pervin Buldan, bayramda gittiği Van'da, iktidarın 'Terörsüz Türkiye' olarak adlandırdığı çözüm sürecine ilişkin yeni bir yasa hazırlığında olunduğunu ve bayramdan sonra taslağın gündeme geleceğini söylemişti.
Buldan'ın verdiği bilgiye göre, yasanın nasıl olması gerektiğine dair Öcalan uzun bir değerlendirme yaptı ve bu yasa çıktıktan sonra demokrasi çarkının hızlıca dönebileceğini ifade etti. Yine de yasa üzerinde henüz bir mutabakat sağlanmış değil.
Buldan, 1,5 aylık süre içinde, Meclis kapanmadan bu yasanın çıkması için görüşmelerini sürdüreceklerini ifade ederek, "Bu süreç beklenmeyecek, zamana yayılmayacak kadar acil ve bir an önce çıkması gereken bir yasadır" dedi.
Anlaşılan o ki bir yasa taslağı var ve taraflar taslağa son halini vermeye çalışıyor. Böyle bir çalışmanın yürütülüyor olması bile kıymetli. Ama yasa çıkıncaya kadar Kürt halkı diken üstünde olacak çünkü sürecin buzdolabına kaldırılması her an gündeme gelebilir. 2013 yılındaki süreç gibi.
Mardinliler sürecin bir kez daha akamete uğramasını istemiyor elbette ve iktidarın atacağı olumlu adımı sabırsızlıkla bekliyor.
Mardin'den siyasi izlenim bu şekilde. Ama Mardin'de siyasetten çok da azade olmayan başka gündemler de var. Mardin izlenimlerim devam edecek.