Her yılın sonunda benzer cümleler dökülür dilimizden. “Yeni yıl barış getirsin, huzur getirsin, sağlık getirsin…”
Takvim yaprakları değişirken, sanki dünya da temiz bir sayfa açacakmış gibi umutlanırız. Oysa geride bıraktığımız 2025’e dönüp baktığımızda, bu temennilerin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha görüyoruz.Filistin’de aylarca süren ve artık neredeyse “normalleştirilen” bir yıkım…Suriye’nin kuzeyinde, Rojava’da bitmeyen belirsizlik, askeri ve siyasi gerilimler… İran’da ekonomik taleplerle başlayan protestoların, toplumun derin fay hatlarını görünür kılan bir sürece evrilmesi…
Bütün bu başlıklar yan yana geldiğinde insan ister istemez aynı soruyu soruyor: Ne oluyor? Aslında sorunun kendisi yeni değil.
Yeni olan, krizlerin geçici olmaktan çıkıp kalıcı hale gelmesidir. Eskiden savaşlar “biterdi”, protestolar “yatışırdı”, krizler “aşılırdı”. Bugün ise her coğrafyada başka bir acı, başka bir gerilim bir öncekinin üzerine ekleniyor. Dünya, bir sorun çözülmeden diğerine geçen bir hızla ilerliyor. Filistin meselesi artık yalnızca bir işgal ya da çatışma başlığı değil; uluslararası sistemin vicdan sınavına dönüştü.
Sessizlik, çifte standart ve güç dengeleri, hukukun ve insan haklarının önüne geçti. Suriye’nin kuzeyinde ise yıllardır süren savaşın ardından “barış sonrası” denilen şeyin ne kadar muğlak olduğu görülüyor. Rojava’da yaşananlar, Ortadoğu’da istikrar kelimesinin neden hâlâ bir temenniden ibaret olduğunu hatırlatıyor. İran’daki ekonomik protestolar da bize başka bir gerçeği gösteriyor. Ekonomi, artık yalnızca rakamlar ve grafikler değil; toplumların sabır eşiği.
Hayat pahalılaştıkça, gelecek belirsizleştikçe, sokaklar siyasetin en çıplak aynası haline geliyor. Bu durum yalnızca İran’a özgü değil; dünyanın birçok yerinde benzer bir huzursuzluk sessizce birikiyor.Tüm bunlara bakınca, 2026 için edilen iyi dilekler kulağa daha çok bir kaçış gibi geliyor. Belki de asıl sorun, “iyi dilek” üretmekte değil; kötü gerçeklerle yüzleşmekte zorlanmamızda. Çünkü yüzleşmeden barış, hesaplaşmadan huzur, adalet olmadan sağlık mümkün değil.
Yeni bir yıla girerken umut etmek elbette insani. Ama umut, gerçekle temas ettiğinde anlamlı. Aksi halde her yıl aynı dilekleri edip, aynı soruyu sormaya devam ederiz