Diyarbakır’da bir zamanlar yol kenarlarını süslemesi için dikilen palmiye ağaçlarının sonuncuları da kurudu. Geriye kente yakışan ne bir güzellik kaldı ne de harcanan milyonların karşılığı…Geriye, halkın cebinden çıkan yaklaşık 12 milyon liranın hesabını sormayı gerektiren koca bir hayal kırıklığı kaldı.

2021 yılında, kayyum yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, kentin çeşitli noktalarına 170 palmiye ağacı dikti. İddiaya göre bu iş için yaklaşık 12 milyon TL harcandı. O günlerde bu ağaçların Diyarbakır’ın iklimine uygun olmadığı yönünde uyarılar yapıldı. Ziraat Mühendisleri Odası ve konunun uzmanları, kışın soğuk yüzünü gösterdiği bu kentte palmiyelerin uzun ömürlü olmayacağına dikkat çekti. Peki, ne oldu? Uyarılar dikkate alan olmadı.
Paralar harcandı, ağaçlar dikildi, uzmanı ve halkı dinleyen olmadı…


Diyarbakır’ın herhangi bir köşesinde bu palmiye ağaçlarını gören, önce şaşırdı, güldü, dalga geçti ve sonra da bu işin içinde bir iş var dedi. Hakikaten de bu işin içinde bir iş vardı. Sulaması, bakımı, çevre düzenlemesi derken aradan çok geçmeden palmiye ağaçları birer birer kurumaya başladı. Veee final. Mahabad Bulvarı’nda ayakta kalan son ağaçlar da kurudu.


Böylece kentteki (hiç olmayan) ‘Akdeniz Havası’ da son bulmuş oldu.
Şimdi sormak gerekiyor. Nüfus kütüğünde Diyarbakır yazan biri olarak ‘bu kadar para hangi akılla, hangi hesapla harcandı? ‘ diye sormak isterim ama kime ve nasıl yollarla soracağımı bilemiyorum. Bir kentin iklimini bilmek için uzman olmaya gerek var mıdır? Elbetteki hayır. Ama uzmanların uyarılarını dikkate almak için biraz sağduyuya, biraz da kamu sorumluluğuna ihtiyaç var. Bu şehirde yaşayan herkes, kış mevsiminin ne demek olduğunu bilir. Dondurucu soğuğunu, ayazını…


,Hal böyleyken, kentin iklim şartlarına uygun olmadığı söylenen ağaçları getirip dikmek, sonra da onların kurumasını seyretmek nasıl bir yöneticilik anlayışıdır Allah aşkına? Üstelik mesele yalnızca ağaçların kuruması değil. Mesele, o ağaçlar için harcanan para. Çünkü o para birilerinin cebinden değil, halkın cebinden çıktı. İşçinin, emekçinin, esnafın, geçim derdindeki vatandaşın ödediği vergilerden oluşan kamu kaynağıydı. Bu halkın cebinden çıkan bu para ‘kimlerin cebine girdi’?
Diyarbakır’da vatandaşın çözüm bekleyen pek çok sorunu varken. Yolların, kaldırımların, altyapının, yeşil alanların ve sosyal yaşamın iyileştirilmesi için yapılacak işler varken. Dar gelirli aileler geçim sıkıntısıyla boğuşurken, gençler iş ararken, kentte çözüm bekleyen onca mesele dururken, yaklaşık 12 milyon liranın kuruyup giden ağaçlarla birlikte heba olması, insanın içini acıtıyor.
Benimki de laf. Halkın iradesi yok sayılmış. Bu iradeyi yok sayanlar mı derdini tasasını düşünecek bu halkın? Ama yazıktır, günahtır!


Hadi Diyarbakırlıların iradesini gasp edip hak etmediğiniz bir koltuğa oturdunuz. O koltukta bari ‘kamunun-devletin’ parasını çar-öur etmeyin, diyeceğim ama kime? Halkın parası bu kadar kolay harcanmamalı. Kamu kaynakları, birilerinin gözüne hoş görünecek projeler uğruna değil, kentin gerçek ihtiyaçları düşünülerek kullanılmalı. Bir yatırımın güzelliği, açılış gününde çekilen fotoğraflarla ölçülmez. Asıl ölçü, o yatırımın yıllar sonra hâlâ işe yarayıp yaramadığıdır.

Bir ağaç dikmek elbette güzel bir iştir. Hele ki yaz sıcağının kavurduğu, yeşil alan ihtiyacının hissedildiği bir kentte ağaçlandırmanın önemi tartışılmaz. Ancak mesele, ağacı dikmekle bitmiyor. O ağacın toprağa, iklime ve çevre koşullarına uygun olması; yaşaması, büyümesi ve kente nefes vermesi gerekiyor.
Diyarbakır’a palmiye yerine kentin iklimine dayanıklı, uzun yıllar yaşayabilecek ağaçlar dikilseydi bugün belki de aynı parayla büyüyen bir yeşil alanın gölgesinde oturuyor olacaktık. Şimdi ise elimizde kurumuş ağaçlar ve cevabı beklenen sorular var.


Asıl israf, yalnızca paranın boşa gitmesi değil, aynı hatanın yapılabileceği bir düzenin sorgulanmadan bırakılmasıdır. Bu nedenle meseleye yalnızca ‘ağaçlar kurudu’ diye bakamayız. Bu işin planlaması nasıl yapıldı? Ağaçların seçimi hangi teknik değerlendirmeye dayanıyordu? Uzmanların uyarıları neden dikkate alınmadı? Yaklaşık 12 milyon liralık harcamanın hesabı kim tarafından verilecek? Bu yatırımın sorumluluğunu üstlenenler, sonuç ortadayken kamuoyuna bir açıklama yapmayacak mı?


Bunlar siyasi tartışmanın ötesinde, halkın bilmeye hakkı olan sorulardır.
Geçmişte yapılan her işin sorumluluğunu bugünün yöneticilerine yüklemek kesinlikle doğru olmaz. Ancak kamu zararına yol açtığı düşünülen bir yatırımın hesabının sorulması, hangi dönemde ve kimin yönetiminde yapılmış olursa olsun, herkesin ortak sorumluluğudur. Kamu malı, yönetimde kimin olduğuna bakılmaksızın korunmalıdır.


Çünkü o para ne kayyumun ne belediye başkanının ne de herhangi bir yöneticinin şahsi parasıydı. O para Diyarbakır halkınındı. Bugün Mahabad Bulvarı’nda kuruyan palmiyelere bakarken insanın aklına yalnızca başarısız bir ağaçlandırma çalışması gelmiyor. Aynı zamanda, halkın parasının nasıl harcandığına ilişkin çok daha büyük bir mesele geliyor. Birileri o gün palmiye dikti, milyonlar harcandı. Şimdi ağaçlar yok, harcanan para yok, ama hesabı sorulması gereken bir karar hâlâ ortada duruyor. Sonuçta kuruyan yalnızca palmiye ağaçları değil. Kamu kaynaklarının doğru kullanılacağına dair güven de böyle böyle kuruyor. O dönemde harcanan 12 milyon lira ile nelerin yapılabileceğini kalkıp burada sıralarsam, uzun uzadıya bir lise çıkar. 12 milyon lira gitti. 170 palmiye kurudu. Şimdi sıra, bu paranın hesabını sormakta olmalı.

Çünkü halkın malı sahipsiz değildir. Ve halkın parasını çarçur etmenin bedeli, yalnızca kuruyan ağaçlarla ödenmiş sayılamaz.