“Başkan Zana, Başkan Zana” diye peşpeşe babalarının çekçeklerinin herbirinin üzerinde üç beş çocuk slogan atıyorlar. İşte arkadaşlara seçimi aldık artık dedim…”

“Seçime bir hafta var. Bütün siyasi partiler arabalar tutmuş ve şehirde gövde gösterisi yapıyorlar. Her bir parti en az 100-150 araçlık konvoyla korna çalıp gösteri yaparak şehirde gürültü koparıyorlar.

Benimkisi yok! Bağlar çocukları Fatih Caddesinde bir araya geliyorlar. 'Ulan, bütün partilerin konvoyları geçti. Mehdi Zana'nınki nerede!' diye birbirlerine soruyorlar.

Biri diğerlerine diyor ki; 'Mehdi Zana'nın arabası da yok. Parası da yok. O halk çocuğudur. Bizim bir şeyler yapmamız lazım, ama ne yapalım!'.

Şeymus Diken Kopya1-4

Bir diğeri de; 'Nasıl ne yapabiliriz; Hadi kalkıp babalarımızın çekçek arabalarını alıp üzerlerine biz çocuklar olarak çıkıp, biz de sokaklarda Mehdi Zana için dolaşalım'.

Düşünün bir bakalım; 30- 35 tane çekçek arabası, her birinin üzerinde en az 4-5 çocuk, çekçekleri ikişerli sıra halinde arka arkaya dizilmişler.

Haberi alınca, Bağlar Fatih Caddesi'nde onlara yetiştim. 'Başkan Zana, Başkan Zana' diye bağırıp çağırıyorlar. Ben işte tam da o esnada kendimi tutamadım. Gözlerimden yaşlar aktı.

Arkadaşlarım da tanıktır bu olaya. İşte biz 1977 belediye seçimlerini açık ara farkla böyle desteklerle kazandık”

“Yine bir başka anı seçim çalışmaları hızla sürüyor. Bir kaç il dışı telefon görüşmesi yapmak için pastaneye gittim. Oradaki kadın memur peşpeşe bağladı görüşmeleri yaptım, Ankara, İstanbul filan. Sonra dönüp sordum ‘borcum ne kadar’ diye! Memur kadın dönüp dedi ki; ‘Borcunuz yoktur. Siz halkın adayısınız. Bu da bizden olsun’. Ne yaptımsa parayı kabul etmedi ve dönüp arkadaşlara dedim ki bakın devletin postanesinde memuru bile böyleyse bu iş bitmiştir biz bu seçimi aldık”…

Mehdi Zana’nın bu iki anısı benim 2007 yılında yayınlanan ve haylidir baskısı tükenmiş olan “Amidalılar-Sürgündeki Diyarbekirliler” kitabımda Mehdi Zana ile yaptığım 23 sayfalık sözlü tarih söyleşisinin anekdotları.

Şimdilerde bir hafıza mekânına dönüştürülmesi epeydir devam eden Diyarbakır 5 nolu mahpusanesinin uzun süreli mahpus konuklarındandı Mehdi Zana. Dile kolay onbir yıl yatmış ve olmadık işkencelere maruz kalmıştı orada…

İz bırakan ve bütün parti adaylarını kat kat geride bırakıp bağımsız aday olarak 1977’de Diyarbakır Belediye Başkanı seçilen eski bir terziydi. Mehdi Zana.

Onun gençlik yıllarından bu yana hayatı incelendiğinde neden “efsanevi kişi”lik ünvanını hak ettiği daha net anlaşılır.

“Xalo” derlerdi ona kimi dostları.
Benim için ise her daim Mehdi Abiydi…

Öte yakaya göçtü ve toprağıyla buluştu. Nüktedan, esprilerini olanca ciddiyetiyle yapabilen, kararlı, halk nezdinde farklı siyasi eğilimlerden olanların yanında bile karşılığı olan güzel bir adamdı.

Vedat Türkali on yıl önce 2016’da öte yakaya göçtü. Vedat Türkali, “Bir gün tek başına” romanında nasıl “Bekle bizi İstanbul” şiirini yazdıysa! Mehdi Zana da kitabına koyduğu adla “Bekle Diyarbakır” demişti. Çünkü o Diyarbakır’a, Diyarbakır da ona yakışıyordu.

Ve Diyarbekir Mehdi Abi’yi kucakladı, ruhu şad olsun memleketin kıymetli abisinin…