Hasan, çarşîya şewitî çocuklarındandı. Konuşurken iki adamın ruh hâli onun için hep varlık sebebi gibiydi. Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya.

Başlıkta Hasan’ın yanına soyadı olan “Arkış”ı yazdım ya! Çok çok az kalan ve yolu bir şekilde o eski Çarşîya Şewitî’ye düşenler bilir Hasan’ın babasını, abisi Cezmi Kenan Arkış’ı ve elbette yakın zamanlara kadar o kadim çarşının yadigarı Hasan’ı…

Elinden eksik etmediği genellikle iri taşlı tespihi, başında her daim yeri kavi sekiz köşe kasketi ve olmazsa olmaz yan yan havalı Yılmaz Güney’vari yürüyüşü.

Konuşurken tane tane seçili ve sanki kelime arar misali konuşması.

Şeymus Diken Kopya1-3

Dün yeğeni instagramdan mesaj yollayınca öğrendim vefatını. Epeydi yoktu ortalıkta görünmüyordu. Meğerse bir süredir İstanbul’da kız kardeşinin yanındaymış. Orda vefat etmiş.

Önceleri ayakkabı boyacılığı yapıyordu. Sonra belediyede işe aldılar. Ordan da emekli olmuştu.

Hasan, çarşîya şewitî çocuklarındandı. Konuşurken iki adamın ruh hâli onun için hep varlık sebebi gibiydi. Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya.

Yürüyüşü bir omzu yukarda öbürü aşağıda, tespih elde Diyarbekir tabirince hep qırıkçaydı. Ona sorarsan “Yılmaz’vari”dir.

Çocuk saflığında sakin ve filozofça. Lakabın nedir diye sorsaydınız; “neredeki, Diyarbakır mı İstanbul mu?” diye sorardı. İkisi de deyince! “Diyarbekir’de ‘yanpıri’, İstanbul’da ‘baba’ derler...”

Evet Hasan Arkış, namı diğer “Yanpiri Hasan” da göçüp gitti. Güle güle Çarşîya Şewitî’nin memlekete armağanı şen adamı, ruhun şad olsun…