Diyarbakır'ın tarihi evlerinin olmazsa olmazı kapılar ve tokmaklarıdır. Bunlar yalnızca süsleme amacı taşımaz, aynı zamanda dönemin sosyal yaşamına ve mahremiyet anlayışına da hizmet eder.
Diyarbakır’ın tarihi Sur ilçesindeki dar sokaklar, yüzyıllardır ziyaretçileri şaşırtmaya devam ediyor. İlk bakışta "neden bu kadar dar?" sorusunu akıllara getiren sokakların, aslında iki bin yıllık akılcı bir şehir planlamasının ürünü olduğu dikkati çeker.
Roma döneminde, yaklaşık iki bin yıl önce kadim Amida’da yaşayan insanlar olağanüstü bir şehircilik anlayışı ortaya koymuşlar.

Yukarı Mezopotamya’nın bu kale şehrinin ikliminde güneş yılın büyük bölümünde oldukça dik açıyla gelir. Sokaklar öyle planlanmıştır ki sabah doğu tarafındaki duvarın dibinden yürüdüğünüzde güneş sizi rahatsız etmez, öğleden sonra ise batı tarafındaki duvar gölge sağlar. Yani insanlar günün her saatinde gölgede yürüyebilir. Bu tamamen akılcı bir sokak mimarisidir.
Suriçi evlerinin dışarıdan gayet mütevazı görünmesine rağmen kapının arkasında bambaşka bir yaşam vardır. Diyarbakır evleri avlu merkezli mimariye tipik örnektir.
İnsan önce dar sokaktan yürür, sonra bir duvarın ve ahşap bir kapının önüne gelir. Kapının arkasında ne olduğunu bilmez. Oysa içeri girdiğinizde sizi geniş bir avlu, mevsime göre kullanılan odalar ve Karacadağ'ın lavlarından oluşan bazalt taşın eşsiz mimarisi konuklarını karşılar.
Diyarbakır'ın tarihi evlerinin olmazsa olmazı kapılar ve tokmaklarıdır. Bunlar yalnızca süsleme amacı taşımaz, aynı zamanda dönemin sosyal yaşamına ve mahremiyet anlayışına da hizmet eder.
Diyarbakır'da "şakşak" ya da "şakşako" olarak bilinen kapı tokmakları farklı sesler çıkarır.
Diyarbakır evlerinin ahşap kapılarının tokmağı çalındığında bunun kapıya gelenin erkek ya da yabancı olduğu anlaşılırdı. İçerideki kadınlar da buna göre hazırlık yapardı. Bu, özellikle Osmanlı döneminden gelen mahremiyet kültürünün de önemli bir parçasıdır.
Küçük tokmak ise kapıyı çalanın kadın ya da çocuk olduğunu haber verirdi. Böylece içeridekiler kapıyı kimin çaldığını daha açmadan sesinden anlayabiliyordu. Bu uygulama Anadolu'nun da farklı bölgelerinde görülmekle birlikte Diyarbakır'da bu tokmaklar 'şakşako' adıyla kültürel kimliğin önemli bir parçası haline gelmiştir.
Sur'un dar sokaklarında konumlanan eski bazalt taş evler ve kapı tokmaklarındaki her ayrıntı, yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan bir şehir kültürünün izlerini taşır.
Şehrin bu özgün mimarisinin yalnızca estetik açıdan değil; iklim, yaşam biçimi ve toplumsal değerler gözetilerek oluşturulmuş eşsiz bir medeniyet mirasıdır.
Ve değil mi ki şarkının sözlerindeki gibi:
Kapıyı çalan kimdir?
Aç bakım gelen kimdir?