Cumhuriyetin 100.cü yaşını doldurduğu yıla denk gelen 2023 seçimlerine “Büyük Umutlar”la hazırlanan ancak yenilgisiyle sonuçlandıktan sonra deyim yerindeyse muhalefet cephesinde yaşanan zelzele ve ardından birbirini takip eden artçı şoklar devam ediyor. Muhalefetin doğru bir muhasebe yapması için bünyesinde yaşanan siyasi çatışmalar bir bakıma normaldir ve olmalıdır da. Ancak muhasebe yaparken doğru tespitlerde bulunmalı ve seçime giden yolda siyasal aktörlerin yenilgiden aldıkları paylarını da ortaya koymalı. Bu aktörler hem siyasal partiler hem de politikacılardan oluştuğunun altını çizmek gerekiyor.

Bir siyasal arenada değişim her zaman gereklidir. Çünkü siyasal arenalarda dinamikler daha diri ve hareketli. Bu nedenle değişim bu alanda sıkça yaşanmaktadır. Hele günümüzde teknolojinin inanılmaz bir şekilde kısa sürede yenilikleri ortaya koyması, toplumsal ve siyasal alanda kısa sürede değişimi kaçınılmaz kılmaktadır. Değişim en uçta yer alan unsurları daha fazla zorladığı da bir gerçektir.

Bu çerçeveden bakıldığı zaman Mayıs 2023 seçimleri sonrasında ana muhalefet partisi olan CHP’de değişimin kendini dayatması işin doğasına uygundur. Burada değişime yön vermek ise politik aktörlere düşmektedir. Değişime doğru bir tarzda önderlik yapılması ilgili yapının yararına olacaktır. Şimdi burada şu soru akla geliyor: değişime önderlik edecek doğru aktör kim?

Son süreç dikkate alındığı zaman değişime liderlik yapacak olan İstanbul BB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ismi öne çıkarılıyor. Bunun sebebi hem İstanbul gibi Türkiye’nin özeti sayılan bir kentte belediyeyi kazanması hem de adı en fazla cumhurbaşkanı adaylığı için geçmesi.

İmamoğlu, CHP’nin genel Başkanlık Koltuğunu Doldurabilir Mi?

Şimdi de Ekrem İmamoğlu’nun ismi CHP genel başkanlığı için geçiyor. Fakat İmamoğlu’nun bu makam için yeterli derecede siyasal potansiyeli ve birikimi var mı?

İstanbul BB Başkanlığı pratiğine bakıldığı zaman İmamoğlu’nun kenti iyi yönettiğini söylemek güç. Bugüne kadar ‘tartışmalı’ bir yönetim ortaya koyduğu görülmektedir. Değişim için adı tartışılan ve hala gündemde olan İmamoğlu’nun bugüne kadar cesur bir tavır ortaya koyamadı ve partiyi ileriye götürecek her hangi bir tez öne sürmedi. Bu da onun yetersiz olduğunu kanıtlamaktadır.

1965 seçimlerinde büyük bir başarı ortaya koyan AP’nin  (Adalet Partisi) İsmet Paşalı CHP karizmatik liderine rağmen bunalım geçirmişti. Bu dönemde partinin genel sekreteri olan Bülent Ecevit Ortanın Solu kavramını ileri sürdü. Bununla Ecevit hem karizmatik paşanın yerine geçti ( 14 Mayıs 1972) hem de partisini iktidara taşıdı. Ne tesadüftür ki, bugünkü muhalefetin yenilgisi de 14 Mayıs’a denk gelmektedir.

Solun tarihine bakıldığı zaman, siyasi kriz dönemlerine açılım yapma ve çözüm üretme potansiyeline sahip olduğu görülmektedir. Bu örneklerden bir tanesi de Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde vuku bulmuştur.

Bakın Ortanın Solu kavramıyla ezcümle  Bülent Ecevit hangi tespitlerde bulunmuş?

CHP’ye küsen oyları üç kategoride değerlendiren Ecevit, CHP’ye yaptığı veya yapacağı reformlarla bir ölçüde sarsılacak olan bazı CHP’lilerin oyları (İl defa vergi verecek veya toprakların bir kısmını kaybetme riski taşıyan çiftçiler) ; CHP’nin yaptığı veya yapacağı reformlarla durumları sarsılmayacak olanlar (Olumsuz propagandaların etkisinde kalan CHP’liler gibi); CHP’ni ortanın solunda, reformculukta yeteri kadar cesur, kararlı ve ileri görmeyen bazı CHP’lilerin oyları (CHP’nin devrimci dinamik gücünü teşkil edenler)

Ecevit’e göre asıl zarar verecek olan kategori üçüncü sırada olanlardır çünkü bunlar sayıca çoktur. ( Hikmet Özdemir, Türkiye Cumhuriyeti, s.297-298. Geniş bilgi için, Bülent Ecevitİn Bu Düzen Değişmelidir adlı kitabına bakılabilir )

Bülent Ecevit’in bu tezi halk tarafından kabul gördü. Çünkü Ecevit hem İsmet Paşa’ya rağmen ortaya çıktı hem de ortaya çıkışını Türk sol tarihine kaydedilen ‘Ortanın Solu’ kavramı ile temellendirmişti. Bülent Ecevit de o zaman genç bir politikacı idi.

Son tahlilde Ekrem İmamoğlu, ‘Abdullah Gül’vari’ ürkek bir politik çizgi izlemektedir. Tayyip Bey’in karşısına adaylığını ilan edemedi bir türlü Sayın Gül. Muhalefete ‘Siz anlaşın, beni çatı adayı olarak gösterin’ beklentisi içerisinde oldu hep ve bu beklentisi hiçbir zaman gerçekleşmedi. Şimdi de İmamoğlu, Kemal Bey’den ‘Boş Koltuk’ istiyor. Rakipsiz bir şekilde o koltuğa oturmak istiyor. Bakalım bu ürkek haliyle o koltuğa oturabilecek mi Sayın İmamoğlu? Otursa bile CHP’nin derdine derman olabilecek mi?

Saygıyla…