Geçtiğimiz günlerde Erek Dağı'nın arka yamacında bulunan Keşiş Gölü'nü bir kez daha ziyaret etme fırsatı buldum. Yıllardır Van'ın birçok tarihi ve doğal güzelliğini görmüş biri olarak, her gidişimde bu gölün bende ayrı bir iz bıraktığını söylemeliyim.
Gölün kıyısında durup çevreyi seyrederken insan sadece doğanın güzelliğine bakmıyor. Aynı zamanda yaklaşık 2 bin 800 yıl öncesinden günümüze ulaşan büyük bir medeniyetin izlerini de görüyor.
Bugün birçok kişinin sadece bir gezi noktası olarak bildiği Keşiş Gölü, aslında Urartuların suya verdiği önemin en somut örneklerinden biridir.
O yıllarda ne modern iş makineleri vardı ne bugünkü teknoloji ne de milyonlarca liralık yatırımlar... Buna rağmen insanlar suyun kıymetini biliyor, onu depoluyor, koruyor ve geleceği düşünerek planlama yapıyordu.İşte Keşiş Gölü de böyle bir anlayışın eseridir.
URARTULAR SUYU YÖNETİYORDU
Van denildiğinde akla ilk olarak Van Gölü, Van ve Hoşap Kalesi gelir. Ancak Urartuların bıraktığı en büyük miraslardan biri belki de taş kaleler değil, su medeniyetidir.
Bugün hâlâ kullanılan Şamran Kanalı bunun en önemli örneklerinden biridir. Yüzyıllara meydan okuyan bu yapı, suyun kilometrelerce uzaklıktan getirilerek tarım alanlarına ulaştırıldığını göstermektedir.Keşiş Gölü de aynı anlayışın bir parçasıdır.
Urartular suyu sadece günlük ihtiyaç olarak görmüyordu. Onlar için su; tarım, ekonomi, üretim ve hayat demekti. Bu nedenle suyu korumak ve yönetmek devlet aklının bir parçasıydı.
Bugün Erek Dağı'nın eteklerinde sessizce duran Keşiş Gölü aslında geçmişten günümüze ulaşan bir mesaj taşımaktadır; ‘Suyu koruyun.’Çünkü medeniyetler önce suyla kurulur, sonra suyla yaşar.
SU CENNETİNDE SU TARTIŞMASI
İşte tam da burada insanın aklına bazı sorular geliyor.
Yaklaşık 2 bin 800 yıl önce suyu depolayan, yöneten ve geleceği planlayan bir medeniyetin yaşadığı Van'da bugün su konusunda ne durumdayız?
Van, Türkiye'nin en zengin su kaynaklarına sahip illerinden biridir.
Van Gölü kıyısındayız.
Dağlarımızda sayısız kaynak bulunuyor.
Akarsularımız, derelerimiz ve yer altı su kaynaklarımız var.
Fakat bütün bu zenginliğe rağmen birçok vatandaş evinde çeşmeden akan suyu içmek yerine marketlerden ve bakkallardan damacana su almak zorunda kalıyor.
Elbette bunun teknik sebepleri vardır. Arıtma sistemleri, altyapı çalışmaları ve suyun özellikleri uzmanların değerlendireceği konulardır.Ancak vatandaşın hissettiği gerçek ortadadır.Bu kadar büyük su potansiyeline sahip bir şehirde insanlar içme suyu konusunda tereddüt yaşıyorsa, bunun üzerinde düşünmek gerekir.
Diyarbakır'da, Erzurum'da ve Türkiye'nin birçok kentinde insanlar musluğu açıp suyunu içebilirken, Van'da önemli bir kesimin içme suyu ihtiyacını ücret ödeyerek karşılaması dikkat çekicidir.Üstelik mesele sadece ekonomik boyutla da sınırlı değildir.Su aynı zamanda sağlık meselesidir.
Van'da yıllardır vatandaşlar arasında içme suyunun sertliği ve yüksek kireç oranı konuşulmaktadır. Birçok aile böbrek taşı ve safra taşı rahatsızlıklarını bu durumla ilişkilendirmektedir. Bu konuda son sözü elbette bilim insanları ve sağlık uzmanları söyleyecektir. Ancak vatandaşın bu yöndeki kaygıları da görmezden gelinemez.Çünkü kaliteli içme suyu yalnızca bir hizmet değil, aynı zamanda temel bir yaşam hakkıdır.
Bugün dünya iklim değişikliğini konuşuyor.Kuraklık tehlikesi her geçen yıl daha fazla hissediliyor.Birçok ülke gelecekte yaşanabilecek su krizlerine karşı şimdiden planlamalar yapıyor.Tam da bu nedenle Keşiş Gölü'ne bakarken sadece geçmişi değil, geleceği de düşünmek gerekiyor.
2 bin 800 yıl önce yaşayan insanlar suyu geleceğin meselesi olarak görmüşse, bizim de gelecek elli yılı, yüz yılı planlamamız gerekiyor.Keşiş Gölü sadece bir göl değildir.
O göl, geçmişten günümüze ulaşan bir mühendislik dersidir.
O göl, bir medeniyetin suya gösterdiği saygının sembolüdür.
Ve o gölün kıyısında dururken insan ister istemez şu soruyu soruyor;
Bir tarafta 2 bin 800 yıl önce suyu depolayan, koruyan ve geleceği düşünen insanlar...
Diğer tarafta ise bütün su zenginliğine rağmen hâlâ içme suyu ve su kalitesini tartışan bir şehir...
Acaba Urartuların su konusunda bildiğini biz ne kadar hatırlıyoruz?Belki de Keşiş Gölü'nün sessiz sularında yankılanan asıl soru budur.
Sevgiyle kalın.