Yerel seçim için partilerin çoğu adaylarını belirledi. Adaylar genel başkanların katıldığı görkemli programlar ile kamuoyuna tanıtıldı ve sahaya sürüldü. Ancak belediye meclisini oluşturacak adayların tamamı belirlendi mi veya hangi kritere göre belirlendi bilinmiyor. Oysa belediye meclisinin ne kadar önemli olduğunu bir önceki yerel seçimde İstanbul ve Ankara özelinde gördük.

Bilindiği üzere belediye meclisi; belediyenin bütçesini, planlarını ve programlarını kabul ettiği gibi belediye başkanının yürütme yetkisini de denetler. İstanbul ve Ankara’da yerel iktidarı elinde bulunduranlar meclis çoğunluğu olmadığı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın deyimi ile ‘Topal ördek’ misali çalışmıştı. Dolayısıyla başkan adayları kadar oy getirecek meclis adayları da büyük önem taşıyor.


Bu yerel seçimde muhalefet kanadının oluşturduğu ittifak dağıldı. Dağılmakla kalmayarak en sert muhalefeti de birbirlerine yapmaya başladı ve ‘küfür’ noktasına kadar gelindi. İktidar kanadında ise AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu gövde ittifak devam ediyor. Öyle ki, ‘Mersin’in MHP’ye ikram edilmesi’ noktasına kadar gelindi. Bu ittifaka BBP’nin katılması büyük olası. İktidar ve muhalefetin iki büyük partisi arasında kalan diğer partiler ise pazarlık masasında istediğini alamayınca ellerini daha da güçlendirmek adına son bir hamle ile en güçlü adaylarını açıklamaya başladı. 


22 Yıllık iktidarını dönemine göre kurduğu ittifaklar ile sürdüre ve anketlere dayalı hamlelerde bulunan Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duruma göre YRP’nin kapısını çalma olasılığı bulunurken, bir olasılık DEM Parti'ye de elçi gönderebileceği söz konusu olabilir.


Merhum Necmettin Erbakan'ın oğlu Muhammed Ali Fatih Erbakan’ın kurduğu YRP, kısa sürede adından söz ettiren önemli bir parti haline geldi. Babası Necmettin Erbakan gibi Fatih Erbakan’da pazarlık konusunda kurt bir politikacı olduğunu genel seçimde gördük. Aldığı yüzde 2.8’lik oy onarın ile 5 milletvekili elde ederek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi.

 
Yerel seçim için AK Parti ve YRP arasında uzun zamandır devam eden pazarlıklar şimdilik olumsuz sonuçlandı. YRP Genel Başkanvekili Prof. Dr. Doğan Aydal’ın ‘AK Parti'den 2 büyükşehir, 35 ilçe istedik’ açıklaması ile YRP’nin pazarlığı ne kadar üst seviyeye taşıdığını görüyoruz. Aslında Erdoğan çok mecbur kalmadıkça YRP ile işbirliği yapmak ve daha fazla güçlenmesini istemiyor. Sonuç itibari ile YRP’ye en fazla geçiş AK Parti’den olmaktadır. Asıl hedefi 2028 seçimleri olan YRP’nin sürekli güçlenmesi AK Parti kadar MHP'nin de işine gelmiyor.


DEM Parti’ye gelince; onların durumu daha da karışık… Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık misali… DEM Parti iki kanatla da yapılacak görüşme ve müzakerelerin şeffaf olmasını talip ediyor. Artık sadece veren taraf değil, biraz da alan taraf olma arzusunda. Gezdiğim, konuştuğum ve gördüğüm kadarı ile hem Kürt siyasal hareketi, hem de seçmen bunun istiyor. Çünkü biliyorlar ki, 2028’e kadar seçim yok ve son trene binmek istiyorlar.


DEM Parti seçmeni aday belirleme sürecinde bu kez direk etkili oldu. Artık partinin değil, kendilerinin belirleyeceği adaylara oy vermek istediğini talep etti ve bunda başarılı oldu. Partinin güçlü olduğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde eş başkan adayları ön seçimle belirlendi. 


Batı da ise gerek iktidar ile gerekse muhalefet ile yürütülmesi olası görüşmeler için strateji belirleniyor. Edirne Cezaevinde bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş'ın adaylık açıklama ve geri çekilme sürecinde kimine göre İmralı, kimine göre Kandil, kimine göre Edirne, kimine göre ise DEM Parti’nin etkili olduğu öne sürülüyor. 
Her ne olursa olsun Başak Demirtaş'ın adaylık açıklama süreci iktidar tarafından olumlu karşılanırken, muhalefet tarafından açık olmasa da tepkiyle karşılandı. Başak Demirtaş geri çekildi. DEM Parti batıda adaylarını tek tek açıklıyor. İktidar kanadı da, muhalefet kanadı da DEM Parti’ye bir şey vermeden destek istiyor. DEM Parti ve seçmeni de bir kez daha kandırılmak istemiyor.


Barış sürecinde AK Parti’ye destek verdiklerini ve kandırıldıklarını hatırlatıyorlar.

Muharrem İnce’ye oy verdiklerini, bugünkü İnce’yi gördüklerinde dizlerine vurduklarını belirtiyorlar.

İstanbul’da iki kez Ekrem İmamoğlu’na oy verdiklerini, buna karşın sadece zarar gördüklerini öne sürüyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verdiklerini, fakat Kılıçdaroğlu'nun gidip kayyımlar ve iki önemli bakanlık konusunda Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile gizli protokol yaptığına şahit olduklarını ve bundan dolayı kahır olduklarını ifade ediyorlar.

Kendilerine karşı yine ‘Seni sevmiyorum ama oyunu bana ver’ mantığının söz konusu olduğuna kızıyorlar.

DEM Parti ve seçmeni bir daha bunun yaşamak istemiyor ve her şeyin açık yürütülmesini talep ediyor. Tüm bu denklem, 31 Mart 2024 yerel seçiminin DEM’li ve YRP’li bir denge seçimi olacağını gösteriyor.

Bu arada çok sevdiğim bir arkadaşım; AK Parti'nin seçim için bütçeden 2 milyar 658 milyon, CHP’nin 1 milyar 892 milyon, MHP’nin 752 milyon, İYİ Parti’nin 722 milyon ve YSP-HDP-DEM Parti’nin ise 658 milyon lira pay aldığını hatırlattı. Seçmen, sosyal medya platformlarında bu bütçenin İstanbul’un dönüşümü için harcanması gerektiğini belirtiyor.
Sevgiyle kalın.