Diyarbekirde 2011’den bu yana iftihar vesilesi bir orkestra var. Bir süredir sadece konu başlıklı performanslar üzerinden kendilerini ifade ediyorlar.
Adı “Tigris Senfoni Orkestrası”. Adını kentin yanıbaşındaki nehir ve “içinden nehir geçen şehirlere” en nadide örnek olan kadim ve kutsal Dicle nehrinin antik adından alıyor…
Tigris Orkestrası, Diyarbakır’ın kültürel hafızasından beslenmeyi hedefleyerek, köklerini bu kadim Mezopotamya topraklarının çok sesli ruhundan alarak bir müzikal yolculuğa çıkma düşüyle 2011 yılında Diyarbakırlı profesyonel müzik eğitimi almış ve büyük çoğunluğu müzik öğretmeni olan bir grup sanatçı tarafından, Dr. Serhat Atalay öncülüğünde kuruluyor.

Tabii ki sanatsal-kültürel musiki eksenli boşluğu ya da eksiklik çerçeveli yetersizliği hissederek yola çıkıyorlar. Elbette şehrin geçmişinde 1800’lerin sonu ile 1900’lerin başında Ermeni Hınçak ve Taşnak örgütlerinin iki büyük orkestrasının da olduğunu bilerek yola çıkmış olduklarını düşünüyorum.
Ve yine şehrin çok kimlikli / kültürlü yapısının bir nişanesi olarak bir çok evde piyanonun olduğu ve kadınların haylisinin de ut çaldığı kayıtlarda mevcut olduğunun da altını çizmek isterim.
İşte şehirde yaylı çalgılar orkestrasının eksikliğini hisseden bu ekip, önce bir “oda orkestrası” olarak çok sesli müziği Diyarbakır halkıyla buluşturma hayaliyle bir araya gelir. Sonra da bu hayali kararlılıkla gerçeğe dönüştürmenin adımını atarlar.

Zaman içinde Tigris Orkestrası, sadece sahnede değil, önüne koyduğu hedefler anlamında da büyür; oda müziği formundan senfoni orkestrasına evrilerek önemli bir dönüşüm yaşar. Bu dönüşüm ve gelişim sürecinde birçok değerli sanatçıyla aynı sahneyi paylaşır, farklı müzikal anlayışları kendi potalarında harmanlayarak özgün bir kimlik oluşturur.
Orkestra, kendi düzenlemelerini de artık üretebilen, müziği yeniden yorumlayan ve bulunduğu coğrafyanın ses renklerini evrensel bir dile dönüştüren bir üretim alanına dönüşür.
2019 yılı, Tigris Orkestrası için kurumsal yapılanma adına önemli bir eşik olur. Bu dönemde kendisi de resim sanatçısı olan ve şehre bir de profesyonel sanat galerisi kazandıran Rıdvan Kuday’ın da yapıya dahil olmasıyla birlikte, orkestra daha sistemli ve sürdürülebilir bir işleyiş modeline yönelir. Artık proje geliştirme, organizasyon ve iletişim süreçlerinde daha bütüncül bir yaklaşım süreci başlar yolculuklarında.
Dün gece (26 Ekim 2026) Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ÇandAmed / Sezai Karakoç kültür merkezinin 1700 kişilik salonu merdiven boşlukları dahil hepsi de biletli seyircilerle doluydu.
Zülfü Livaneli üstadın da katılımıyla sadece Livaneli şarkılarından oluşan repertuvar ile 80 kişilik Tigris Senfoni Orkestrası sadece “Zülfü Livaneli Şarkıları” için sahnedeydi. Zaman zaman seyircilerin de orkestranın birer parçasıymış gibi performanslarını izledim. O kemanların ve viyolonsellerin ortak yaylı ahengi salona egemen olduğu kısa anlarda gözlerimi kapayıp sadece dinledim.
İtiraf edeyim ki Diyarbakır’ın Tigris Senfoni Orkestrasını o devasa sahnede izlerken gurur duymadım desem kendime haksızlık etmiş olurum. Sonuçta Orkestrasyon çerçeveli musiki dediğimiz mevzuu sadece notaların bir araya gelişi değil, bir kentin bir coğrafyanın hikâyesini de anlatma biçimi değil mi?
Zülfü Livaneli ilk parçadan sonra Diyarbakır’la olan bağını / muhabbetini Yaşar Kemal ustanın 1950’li yıllardaki Diyarbakır röportajına gönderme yapıp, 1980’li yıllarda Ahmed Arif’in kendi elleri ile yoğurduğu çiğköfte muhabbetine bağlayarak salonu nostaljik bir zaman yolculuğuna çıkardı. Şarkılarının her birinin özgün hikayelerinden söz etti. Kimi mahpus damında bir katilden, kimi uzak ve soğuk diyarlarda sürgünlükte, kimi de gençliğin muhalif direngen kimliğinden demini almış şarkılar ve hikayeleriydi Diyarbekir sahnesinden dile gelenler…
İki saatlik TİGRİS SENFONİ’nin finalinde Zülfü Livaneli üstat yeniden sahneye çıkarak Karlı Kayın Ormanı’nın Kürtçe’nin Kurmancî lehçesindeki yorumuna özel teşekkürünü vurguladı ve okuduğu şarkısıyla da geceyi noktaladı…
Güzel bir buluşmaydı. Teşekkürler Tigris Senfoni, teşekkürler Zülfü abi…
27 Ekim 2026 Diyarbekir