DİTAV’ınsuriçindeki Meryemana Süryani kadim kilisesi bitişiğindeki kültürel sanatsal işlere amade kadim mekânı Eski Süryani Kızlar Mektebinde on gündür bir sergi var.
“Dilsiz Belleğin İzinde” resim ve heykel sergisi sanatçı Gökhan Aslan’ın işlerinden seçili bir sergi. Serginin küratörlüğünü kendisi de sanatçı olan Özlem Atalay üstlenmiş. Ana teması “sessizliğe tutsak edilen kadının çığlığı” olan sergi 8 Mart haftasında hem uluslararası dünya emekçiler kadınlar günü ve haftası, hem de yaklaşan Newroz Bayramına vesile olsun diye tarihe not düşülmüş.
Yaklaşık altı aydır hazırlıkları süren ve açılış tarihi de saptanan sergi 7 Mart 2026 günü Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi EşBaşkanı Serra Bucak ve sanatçı Gökhan Aslan’ın annesinin kurdelayı kesmesi ile açıldı. Açıldığı gün ve sonrasında hayli de ilgi gördü / görüyor. Sergiyi dolaşırken kimi eserlerin önünde farklı ruh halleriyle fazladan zaman geçirmek sürpriz değil. Bir kaçı böylesi de, eserlerden biri çokça böyle. Osman Hamdi Bey’in “Kaplumbağa Terbiyecisi”ni resim sanatı ile ilgilenen hemen herkesin bildiği artık bir gerçek.
Dilsiz belleğin izinde sergisinde de “Akrep terbiyecisi” var. Şaşırtıcı gelebilir. Kaplumbağa uysal ve ürkektir. Tehlikeyi gördüğünde çeker kafasını bedenine, sığınır kabuğuna. Ya akrep!
Tarihi kadimden zeyl Diyarbakır sur burçlarından birinde akrepli figür var. Ve çok eski değil, elli-altmış yıl öncesine kadar suriçindeki toprak damlı ters kirişli bazalt taş evlerde yaşıyorken şehir(li) akrep toplar ve belediyeye tanesi 25 kuruşa satarlardı. Sonra panzehir üretilirdi o toplanan akreplerden. Boşuna değildi AhmedARİF’in Leylim leylim şiirindeki dizeler;
“Leylim - leylim dünyamızın yarısı
Al - yeşil bahar,
Yarısı kar olanda
Gene kavim - kardaş,
can - cana düşman,
Gene yedi boğum akrep,
Sarı engerek,
Alnımızın aklığında puşt işi zulüm…”
Tabii ki sadece önünde epey durup baktığım adeta bir kadim zaman görsel çemberi/ sarmalı akrepli eser değil! Başkaları da var.
Eserlerde kadının zaman zaman çaresiz kalış halleri olsa da! Hayata, zulme, dünyaya alaycı bir nanikle meydan okuyuşu da var. Ağızlığı mor renkli ve dudakları arasında sigarasını tellendiren mor yazmalı bir eser de çok ilgimi çekenlerdendi. Ve elbette bir sürü gözün / bakışın insanı düşündüren kendisiyle yüzleştiren hem detaya hem de genel tabloya odaklanarak düşüne durulan hâli!
Evet mekânın jêrzeminindeki (bodrum- kiler) galeride teşhir edilen eserler bize şunu yeniden anımsatıyor sanki; kadim Mezopotamya coğrafyası sadece medeniyetlerin değil, aynı zamanda susturulmaya çalışılan dillerin, toprağa gömülüp inkar edilen alfabelerin ve sessizliğe mahküm edilen kadınların coğrafyasıdır da…
Bir tarafta kadının kendine ait olan “yalnızlık hâli”nin kudreti ve bununla paydaş “mahcubiyet estetiği”, öbür yanda ise kadının vakur duruşunun dünyaya pay ettiği “direniş hâli”…
Gökhan Aslan’ın Dilsiz Belleğin İzdüşümü Resim Heykel sergisi 27 Mart 2026 tarihine kadar her gün 10.00-16.00 saatleri arasında Ditav Kültür sanat evinde gezilip görülebiliyor…