Doğru soru sormak için mahkemelerin tam bağımsızlığı ile siyaset kurumunun şüpheliler etrafında inşa ettiği koruma kalkanının kaldırılması gerekiyor. Ve evet, kadın cinayetlerinin önüne geçmek için, erkek egemen sistem lağvedilmeli.
Gülistan, Rojin ve Narin'den önce binlerce kadın katledildi. Büyük çoğunluğu en yakınları tarafından, kocası, sevgilisi, babası, kardeşi, komşusu, akrabası... Faillerin gerekçesi de üç aşağı beş yukarı ortak: Kıskançlık, namus meselesi, cinnet hali...
İnsanın en yakını tarafından katledilmesi akıl almaz gibi görünüyor bana. Mesela kıskançlık nedeniyle bir kadını öldürmek ahmaklıktır, diye düşünüyorum.
Peki, ama ahmaklığın bu denli yaygınlaşmasının nedeni nedir? Bu soruya en doğru cevabı kadın kurumları veriyor. Fakat iktidarlar tarafından en az kabul gören de yine kadın kurumları oluyor. Kadın kurumlarının pek çok trajik deneyimden edinerek koruyucu önlem olarak önerdikleri bugüne kadar hiç dikkate alınmadı. 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde seslerini kitlesel bir şekilde duyurmak isteyen kadınların önüne barikatlar kuruluyor mesela. İnat ederlerse türlü eziyetlere maruz kalıyorlar.
Erkek egemen sistem kadını asla birey olarak görmüyor. Kadın hep erkeğin bir şeyi, kızı, eşi, sevgilisi... sistem, üstünde her türlü tasarrufa sahip olduğu bir eşyası gibi davranıyor kadına. Ve bu sistem erkeklik ideolojisi ile, inanç baskısı ile sarsılamaz, tartışılamaz, değiştirilemez bir şekilde yerleşik hale getirilmiş. Ve "Aile yılı" denilen safsata ile 'erkek iktidarı' pekiştirilerek süreklileştiriliyor.
Sonra? Sonra fail erkek 'ceza indirimi' başlığıyla bir şekilde ödüllendiriliyor. Bunun yüzlerce örneği var ve esas dehşet verici olan, kimse buna şaşırmıyor artık.
*
Gülistan Doku'nun henüz cesedi ve faili bulunmadı. Son soruşturma ile bir umut ışığı belirdi ve hem ceset hem de fail bulunacak. Umut ışığı, karanlığın görünmez elleri tarafından bir şekilde karartılmasa elbette.
Böyle iç karartıcı bir cümle kurmak benim için de kolay değil. Ama 6 yıl önce Dersim gibi küçük bir şehirde kaybolan Gülistan'ın akıbetinin hâlâ meçhul olması daha beter şeyler düşündürüyor insana. Gülistan'ın 'kaybolduğu' öğrenildiğinde ilk şüpheli bir polisin oğluydu. Polisin oğlu olmak bir koruma zırhına sahip olmak anlamına geliyor. Nitekim dokunulmadı hem polise hem de cinayet zanlısı oğluna.
Gülistan Doku'nun ailesi can havliyle kızlarını ararken olayın baş şüphelisi oğul ne yapıyordu bu arada? Ailesiyle birlikte Antalya Belek'te beş yıldızlı bir otelde ağırlandığını artık biliyoruz. Valinin talimatıyla Belek'te aylarca ağırlanan cinayet zanlısı ve ailesi, burada tek kuruş ödemeden misafir de ağırlamışlar. Babanın, "Burası çok güzel, keşke buraya tayin olsam" dediği de rivayet ediliyor.
Yeniden açılan soruşturma dosyasıyla birlikte yeni baş şüpheli dönemin valisinin oğlu oldu. Valinin Dersim Belediyesine kayyım olarak atandığını hatırlatalım. Vali ve kayyımın Dersim gibi küçük bir şehirde devasa bir güce sahip olduğunu belirtmeye gerek yok sanırım. Belediyedeki usulsüzlükler Sayıştay tarafından belgelendi fakat kayyım valiye dokunulmadı tabi. Vali-kayyım, düzenin dokunulamaz, sorgulanamaz kişi prototifi.
Bu arada şüpheli lüks araçla Dersim'de fink atmış. Üniversiteye kaydını yaptırmış ve evde kuş beslemiş. İddialar doğruysa kayyım vali babası delil karartma işlerini hızlı ve profesyonelce halletmiş. İfadesinde oğlunu savunmuş, "karıncayı incitmez" demiş. Fakat, hay aksi, oğlanın tam teçhizatlı fotoğrafları çıktı! Karıncayı incitmeyen, eline silah almamış mülayim oğlan nerede, fotoğraflardaki bu haydut kılıklı herif nerede!
İfadesinden anlaşılan o ki oğlan tanıdık bir tip. Zoru görünce hemen yalana, mağdur edebiyatına ve bayrağa sarılmış.
Cinayet şüphelisi ve delil karartmakla suçlanan babası ve diğerleri tutuklu.
Fakat henüz cinayet itirafı gelmedi ve Gülistan'ın cesedi bulunmadı.
Gülistan'ın ailesinin acısı, 6 yıldır katlanarak büyüyor.
*
RojinKabaiş'in ailesi biraz daha şanslı. Kaybolduktan 18 gün sonra cesedi bulundu Rojin'in. Ancak, Rojin öldürüldüyse eğer, fail ya da failler hâlâ bulunamadı. Kimi bürokratlar ceset bulunduktan sonra Rojin'in intihar ettiğini savundu ve dosyanın bir an önce kapatılması yönünde değerlendirmelerde bulundu. Ancak Nizamettin Kabaiş kızının intihar ettiğini hiç kabul etmedi.
Kısa geçiyorum: Soruşturma sürecinde Adli Tıp Kurumu, ailesinin, Diyarbakır Barosu ile Van Barosu'nun ısrarı üzerine cesette iki erkeğe ait DNA bulunduğunu raporuna ekledi.
Cesette bulunan iki erkeğe ait DNA, baba Nizamettin Kabaiş'in, "Kızım intihar etmedi, öldürüldü" iddiasında haksız olmadığını gösterir nitelikte. İlk DNA örneği Rojin’insternal, yani göğüs bölgesinde, ikinci DNA örneği ise intra vajinal yani vajinanın iç bölgesinde olduğu tespit edildi.
Rojin öldürülmüş müydü? Baba Nizamettin Kabaiş, cesedi bulunduktan ve ceset üzerindeki kimi izlerden hareketle, kızının intihar etmediğini, katledildiğini daha ilk günden ısrarla dile getirdi. Şüpheliler de vardı?
Örneğin, RojinKabaiş’in ölümünde Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Hamdullah Şevli’nin yeğeni Enes Şevli’nin adı şüpheli diye geçiyor. Ancak yurtdışında olduğu belirtilen Enes Şevli'nin ifadesine başvurulmadı.
Enes Şevli'nin yüzünde estetik yaptığı hatta kimlik adını değiştirdiği iddia ediliyor.
İnsan düşünüyor elbette, eğer Şevli suçsuzsa, Rektör Hamdullah Şevli neden yayın yasağına başvuruyor? Enes Şevli suçsuzsa, neden suçsuzluğunu kanıtlamak üzere harekete geçmiyor da yurtdışında saklanıyor?
Kimseyi suçlamak değil niyetimiz. Ama Rojin'in ölüm nedeni kanıtlanıncaya kadar sorular sormak kamuoyunun da hakkıdır.
*
Narin Güran'ın dere yatağında bulunan cesedi, insanım diyen herkesin yüreğini dağladı. Narin'in annesi, ağabeyi ve amcası cinayetten ağır hapis cezası aldı. Ceza alan bir kişi daha var: Nevzat Bahtiyar. Narin'in cesedini dere yatağına gömdüğünü söylemiş ve 4 yıl 6 ay ceza almıştı.
Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan verilen 4 yıl 6 ay hapis cezası kararını, "nitelikli kasten öldürme suçuna yardım" kapsamında değerlendirilmesi gerekçesiyle bozmasının ardından, Nevzat Bahtiya yeniden yargılandı. Bu kez mahkeme, Bahtiyar'ın "nitelikli kasten öldürmeye yardım" suçundan 17 yıl hapse çarptırılmasına karar verdi.
Mahkeme devam ederken polisler, Diyarbakır Adliyesi arkasında gerçekleştirilen kontrol kapsamında bir araçta arama yaptı. Aramada, 2 ruhsatsız tabanca ve çok sayıda mermi ele geçirildi.
Araçta kim vardı dersiniz? Bahtiyar'ın oğlu İbrahim Bahtiyar ile biri 18 yaşından küçük 2 kişi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden İbrahim Bahtiyar tutuklandı, diğerleri serbest bırakıldı.
İddialar, rivayetler, şüpheliler, ceza alanlar var. Fakat "Narin'i kim öldürdü?" sorusu orta yerde duruyor.
*
Gülistan, Rojin ve Narin ve katilleri aranan diğer kadınlar. Kafamızı karıştıran ve yüreklerimizi burkan kayıplar... Doğru sorularla bu ölümlerin gerçek nedeni bulunabilir. Sorumlular ortaya çıkarılabilir.
Ancak doğru soru sormak, memlekette cesaret istiyor. Doğru soru sormak için mahkemelerin tam bağımsızlığı ile siyaset kurumunun şüpheliler etrafında inşa ettiği koruma kalkanının kaldırılması gerekiyor.
Ve evet, kadın cinayetlerinin önüne geçmek için, erkek egemen sistem lağvedilmeli.