Yaz mevsimi, doğanın en cömert zamanıdır. Güneş gökyüzünü aydınlatır, içimizi ısıtır, tatil planları yapılır, sahiller dolup taşar.

Konudan bağımsız, gerçi son yıllarda yaşanan ekonomik sorunlardan dolayı tatil planları neredeyse sadece ‘plan’ olmakla kalıyor ama yine de gidenler vardır eminim.

Neyse konumuza dönersek şayet, güneşin parlak güzelliğin gölgesinde her an bir tehlike vardır, ‘Güneş çarpması’.

Bir şekilde göz ardı edildiğinde ciddi sağlık sorunlarına hatta hayati risklere yol açabilen bu durum, yazın en çok karşılaşılan sıcaklık kaynaklı acil sorunların başında gelir.

Güneş çarpması, vücudun aşırı ısınması sonucu meydana gelen bir ‘ısı hastalığıdır’. Özellikle uzun süre doğrudan güneş altında kalan ya da sıcak ve nemli havalarda ağır fiziksel aktivite yapan kişilerde görülür.

Bu tür durumlarda vücut, ısı dengesini sağlayamaz hale gelir. Terleme durur, iç organlar zarar görebilir ve müdahale edilmezse tablo hayati bir boyuta ulaşabilir.

Güneş çarpmasının belirtileri hızla gelişir ve mutlaka dikkate alınması gerekir:

Yüksek ateş (40°C üzeri) ile birlikte ciltte kuruluk ve sıcaklık oluşur ki terlemenin durmuş olması buna en önemli etkenlerdendi. Dayanılmaz bir baş ağrısı, baş dönmesi ve sersemlik hali ile birlikte kusma, bulantı ve bilinç kaybına kadar giden belirtiler ile kendini gösterir.

Bu belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden serin bir ortama geçmek ve tıbbi yardım almak hayati önem taşır.

Aksi takdirde çok kötü ve telafi edilemeyecek sonuçlarla baş başa kalınabilir.

Küçük çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere kalp, tansiyon ya da kronik hastalığı olanlar, aşırı kilolu bireyler, alkol veya bazı ilaçları kullananlar, açık alanda çalışanlar ve sporcular risk gurubunda bulunurlar.

Herkesin ve kesimin bu konuda dikkatli olması gerekir ama saydığım guruptaki insanlar daha biz özen göstermeliler.

“Peki ne yapılması gerekiyor?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Elbette ki ne yapılması gerektiğini hepimizin bilmesi ve mümkün mertebe uyması keyifli yaz(lar) geçirmemizi sağlayacaktır.

Her şeyden önce, güneşin en dik geldiği saatlerde (11.00–16.00 arası) dışarı çıkmaktan kaçınmalıyız. Açık renkli, ince, pamuklu giysiler tercih etmeli ve bol su tüketmeliyiz. Çünkü terle kaybedilen sıvının yerine konması hayati önemdedir. Ağır fiziksel aktiviteleri serin saatlere ertelemekle birlikte klimasız ve havasız ortamlarda uzun süre kalmamalıyız. Geniş kenarlı şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü kullanmakta son derece fayda vardır. Bunun yanında da, amman çocukları ve evcil hayvanları park etmiş araçta bırakmayalım! Çünkü Güneş altında araç içi sıcaklığı kısa sürede ölümcül seviyelere ulaşabilir.

Güneş, yaşamın kaynağıdır ama kontrolsüz maruz kalındığında ciddi tehditlere dönüşebilir. Bu yaz ve her yaz keyifli anılarla dolsun istiyorsak, sağlığımızı riske atmadan, bilinçli ve dikkatli davranmalıyız. Unutmayalım, güneşin tadını çıkarmanın en güzel yolu, onunla dost olmaktan geçer, düşman değil.

Serin, sağlıklı ve güvenli bir yaz dileğiyle…