Grip ve nezle mevsimi geldiğinde pek çoğumuz benzer bir alışkanlığa yöneliyoruz. Boğazımız ağrıyor, ateşimiz yükseliyor ya da kendimizi halsiz hissediyoruz ve hemen antibiyotiğe sarılıyoruz. Oysa her hastalıkta olduğu gibi, solunum yolu enfeksiyonlarında da doğru tedaviye ulaşmanın ilk şartı, hastalığın nedenini bilmektir.

Uzmanların açıklamalarına göre Antibiyotikler grip ilacı değildir. Grip ve nezle, virüslerin neden olduğu enfeksiyonlardır. Antibiyotikler ise bakterilere karşı etkilidir; bu nedenle viral enfeksiyonlarda tek başına iyileşme sağlamaz. Gereksiz antibiyotik kullanımı, vücudumuzdaki bakterilerin ilaçlara direnç geliştirmesine zemin hazırlarken çeşitli yan etkilere de yol açabilir. Üstelik ileride gerçekten antibiyotiğe ihtiyaç duyduğumuzda tedavi seçeneklerimizin azalmasına neden olabilir.

Toplumda hâlâ ateşin yükselmesi ya da boğaz ağrısının başlamasıyla birlikte antibiyotik kullanılması gerektiğine dair yaygın ve uzmanlara göre yanlış bir düşünce var. Oysa her ateşin nedeni bakteriyel bir enfeksiyon değildir. Antibiyotik gerekip gerekmediğine, hastanın şikâyetleri ve muayene bulguları değerlendirilerek hekim tarafından karar verilmelidir. Kısacası, bilinçli ilaç kullanımı hem kendi sağlığımız hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

Grip, birçok kişide birkaç gün süren ateş, halsizlik, kas ağrısı ve öksürükle atlatılabilir. Ve herkes için aynı derecede masum değildir. Ancak bu durum, hastalığın herkes için basit ve zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler, gebeler, küçük çocuklar, diyabet hastaları, kalp ve akciğer hastalığı bulunanlar ile bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler grip karşısında daha fazla risk taşıyor.

Bu gruplarda grip, zatürreye, solunum yetmezliğine ve hastaneye yatışı gerektiren ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin belirtileri önemsemesi, gerektiğinde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekiyor.

Özellikle yüksek riskli hastalarda, uygun görüldüğünde erken dönemde başlanan antiviral tedavi hastalığın seyrini olumlu etkileyebilir. Burada önemli olan, belirtileri kendi kendine ilaç kullanarak bastırmaya çalışmak yerine zamanında tıbbi değerlendirme almaktır.

Nefes darlığı, göğüs ağrısı, bilinç bulanıklığı, belirgin sıvı kaybı veya düzelmeye başlayan belirtilerin yeniden ağırlaşması gibi durumlarda vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır.

Gripten korunma konusunda elimizdeki en önemli araçlardan biri de mevsimsel grip aşısı. Grip virüsleri zaman içinde değişiklik gösterebildiği için aşının her sezon yenilenmesi gerekiyor. Özellikle risk grubunda bulunan kişilerin yıllık grip aşısını ihmal etmemesi büyük önem taşıyor.

Grip aşısı, hastalığa yakalanma riskini tamamen ortadan kaldırmasa da ağır hastalık ve hastaneye yatış riskini azaltmaya yardımcı oluyor. Enjeksiyon yoluyla uygulanan inaktif grip aşısı ise grip hastalığına neden olmaz. Aşı konusunda yaşa, sağlık durumuna ve kişisel risklere göre hekim önerisi almak en doğru yaklaşımdır.

Elbette korunmak yalnızca aşıyla sınırlı değil. Elleri düzenli yıkamak, kapalı ortamları havalandırmak, hastayken başkalarıyla yakın teması azaltmak ve öksürürken ya da hapşırırken ağız ile burnu kapatmak da bulaş riskini düşürmeye yardımcı olur.

Solunum yolu enfeksiyonları her yıl hayatımızın bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu hastalıklarla mücadelede doğru bilgiye sahip olmak, gereksiz ilaç kullanımından kaçınmak ve basit korunma önlemlerini alışkanlık hâline getirmek elimizde. Ve sağlığımızı koruduğumuz gibi birbirimizi de korumalıyız.

Özellikle yaşlılarımızı, kronik hastalığı bulunan yakınlarımızı ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişileri korumak hepimizin sorumluluğu. Bazen hastalığı hafif geçirdiğimiz için çevremizdeki insanların da aynı şekilde atlatacağını düşünebiliyoruz. Oysa bizim için birkaç günlük halsizlikten ibaret olan bir enfeksiyon, bir başkası için hayati sonuçlar doğurabiliyor.

Unutmayalım; her ateş antibiyotik gerektirmez, her grip basit bir hastalık değildir. Sağlığımızı korumanın yolu, doğru zamanda doğru tedaviyi almak, aşılanmayı ihmal etmemek ve ilaçları bilinçli kullanmaktan geçiyor. Çünkü sağlık söz konusu olduğunda, bilinçli davranmak yalnızca kendimize değil, çevremizdeki herkese karşı da bir sorumluluktur.