O gün bir kitap tanıtımı için bir araya geldiler. Elbette her çıkan kitap onu yazan için ve okuyan için çok değerlidir. Bazı kitaplar vardır ki çok yazarlıdır. Halk arasında ‘anonim ‘, ‘ yöresel ‘ , ‘ mahalli ‘ diye anılan, nesilden nesile aktarılan türküler gibidir.
İki dilde ( Türkçe ve Kürtçe ) ve iki lehçe ( Kurmancî ve Zazakî ) hazırlanan ‘Anamneza Giştî, Genel Anamnez, Anamneza Hemînî ‘ böyle bir kitaptır. Çünkü bu kitabın daha özgün bir anlamı var.
Ve bu kitap yıllardır sağlık kuruluşlarında kendi anadiliyle derdini anlatamayanları , anlatabilme çabasının adıdır.
Çünkü bu coğrafyada sağlık için yapılan tanımlamalar belirsizleşir. Buna karşın atılan her adım sağlık için belirleyicileri hatırlatmaktır.
Dünya Sağlık Örgütü sağlığı ; kişinin fiziksel, ruhsal ve sosyal iyilik hali olarak tanımlanmıştır. Bu tanıma kişinin politik olarak iyi olma hali de eklenmiştir. Dünya Sağlık örgütü böyle tanımlansa da, dil ve toplumsal kültür meselesi yüzünden coğrafyamız için karşılıksız kalmaktadır. Yani farklı ülke yönetimleri altında dilini resmi olarak kullanamayan bir halk için bütün bu tanımlamalar altüst olabilmektedir.
Hipokrat yeminine sadık hekimlerin sanık olduğu bir coğrafya da sağlığın belirleyicileri, belirsizleşebilmektedir. Örneğin doksanlı yıllar hekimlerin yaptıkları tedaviler nedeniyle tutuklandığı, sürgün edildiği, faili meçhul ! kurşunlarla yaşamını yitirdiği yıllardı.
Yine sağlığın kendi başına bireysel olarak tanımlanması da kanımca sınıfsal ve ulusal çelişkilerin olduğu ülkelerde eksik kalmaktadır. Toplum sağlığı ,çevre sağlığı ve hayvan sağlığı bu tanımlanmayı tamamlar. Toplum sağlığı bir bütünüyle kültürle, temelde ise dille bağlantılıdır. Kendi anadilinde sağlık hizmeti alamayanlar sağlıksız olarak kabul edilir.
Gerçekten dil, sağlığın korunması ve tedavisi için en temel şarttır.
Yine dil, bir halkın için varoluş sebebidir. Dünyada dilini korumayan hiçbir ülke yoktur. Sadece korumakla kalmayıp toplumsal değişim ve teknoloji gelişimiyle birlikte dillerini geliştirirler. Uygarlığın gelişimine göre onu yeniden yaratırlar.
Dil bugün dönemin dijital teknolojim gelişimle birlikte kendini yeniliyor.
Gelişim ve yaratım sadece bilim alanında değil, halkın yaşamı için de toplumsal değişime ve teknoloji gelişimine göre değişiyor ve gelişiyor.
Bu yüzden dünya ülkeleri dilin korunması ve gelişimi için pek çok çalışma gerçekleştiriyor. Bunun için resmi kurumlar kuruyor. Dil çalışmaları için bir bütçe ayırıyor. Sadece resmî kurumlar değil; sivil kurumlar ve aydınlar da bu alanda çalışıyor.
Yukarıda da vurguladığımız gibi Kürtçe, bütün lehçeleriyle birlikte dünyada resmi olarak korunan ve geliştirilen dillerden biri değildir.
Bu yüzden korunması ve gelişimine aydınlar ve sivil kurumları sorumluluk duymaktadır. Toplum sağlığına taraf bir meslek örgütü olarak Diyarbakır Tabip Odası bu sorumluluğun bilincindedir.
Yine biliyoruz resmî olarak eğitim dili olmayan bir dilin Tıp eğitiminde yeri olmaz. Özetle toplumsal değişim ve teknoloji gelişimi için Kürtçe tüm lehçeleriyle birlikte çağa göre yenilenememekte, Tıp bilimi ve sağlık alanında gelişememektedir.
Ve sağlık alanında bu yük hekimlerin ve onların örgütlerinin sorumluluğunda kalmaktadır. Tabii ki tek başına yetmemektedir. Toplumun demokrasi ve barış mücadelesi ve ekonomim gelişmeyle ilişkilidir. Buna rağmen farkındalık yaratmak, adım atmak, toplumsal çözümü hatırlatmaktır.
Yine bu kitap sağlık hakkını hatırlatmayı da amaçlamaktadır. Yukarıda da vurguladığımız gibi hastalar anadilinde resmî ya da özel hastanelerde kendi dillerinde hizmet alamamaktadır. Bu durum, hastalıkların tanınması, teşhis edilmesi ve ona göre tedavi edilmesi açısından yetmezlikler ortaya çıkarmaktadır.
Birçok hekim dışarıdan bölgeye gelmektedir ve kendi hastalarının anadilini bilmemektedir. Bu yüzden hastalarla temasta ve anamnez alımında dil bariyerinden kaynaklı ciddi sorunlar yaşanmaktadır Bu da teşhis ve tedavinin eksik kalmasına sebebiyet vermektedir. Bu durum hem hekimler hem de hastalar için bir sağlık sorunudur.
Ve bu kitap, çözüm için önemli bir hatırlatma ve başlangıç için küçük bir adımdır.
Diyarbakır Tabip Odası üyesi hekimler yıllardır Kürtçe Anamnez ve tıbbi terminoloji için çalışmalarını sürdürmektedir. Maalesef bu çalışmalar ülkenin özgün durumu ve yaşadığımız olağandışı koşullarda amaç ve program doğrultusunda ilerleyememiştir.
Sonuçta o gün tanıtılan sadece bir kitap değildi.