Diyarbakır’ın aslında iki gündemi var. Biri, özellikle sosyal medyadan Türkiye gündemine yansıyanlar, diğeri sadece yerelde kalan konular.

Enteresan iki skandal yargı kararı var. Onlara bakalım önce;

Birincisi, görevden alınan Ergani Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın durumu. Bilindiği üzere son yerel seçimden çok kısa bir süre sonra, 4-6 ayı kapsayan süreçte Diyarbakır Büyükşehir ile ilçe belediyelerin birçoğuna kayyum atandı. Birçoğu tutuklandı, bir kısmı tahliye edildi veya tutuksuz yargılanıyor. Geçtiğimiz günlerde aslında Kürt ittifak partileri üzerinden HDP’den aday olup Ergani’de Belediye Başkanlığı’na Ahmet Kaya seçildi. Ahmet Kaya, kayyum atama döneminde çok kısa süreli bir gözaltı yaşadı sadece. Emniyete gitti, 2 saat ifade verdikten sonra bırakıldı. Hakkında dava açıldı. Çok ilginçtir, mahkeme tutanaklarında kendisinin aday olarak tanıtıldığı, seçimden sonra teşekkür konuşması için organize edilen parti içi toplantıları suç olarak görülmüş ve kendisine “bu toplantılara neden katıldınız” denilmiş.

Yani kendisini aday gösteren partinin aday tanıtım toplantısına katılmak da suç olarak görülmüş!

Pes doğrusu…

Şimdi Ahmet Kaya, 2 yıl boyunca yargılandı ve mahkeme oy birliğiyle Ahmet Kaya hakkında görevden alma gerekçesi olarak gösterilen davadan beraat etti. Bir haftalık itiraz süreci de geçince, karar kesinleşti.

Şimdi Diyarbakır Valiliği, o itiraz sürecinde “karar neden bize iletilmedi” diye itiraz etti.

Yani yargıda emsali olmayan bir süreç yaşandı, yaşanıyor.

İkinci bir konu; 83 yaşındaki ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan’ın durumu. Şimdi bu tutuklu, 22 Ekim 1993 yılında Diyarbakır’ın Lice ilçesinde çıkan olaylarda Tuğgeneral Bahtiyar Aydın ve 18 sivilin katledildiği davanın tek tutuklu sanığı.

Kendisi 1996 yılında “örgüte yardım etme ve örgüt üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alınıyor ve bir itirafçının beyanı sonrası tutuklanıp ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm ediliyor.

İtirazlar ediliyor, daha sonra hüküm giymesine sebep olan itirafçı “işkence altında ifade verdim” deyip beyanını geri çekiyor.

Geçen süreçte hatırlanacağı üzere 2014 yılında Lice dosyasının zaman aşımına sadece bir gün kala Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı yeni bir iddianame hazırladı.

Bu iddianamede, aynen şu ifadeler yer aldı: “Davayla ilgili beyanlara dair tutanaklar ilgili mahkemeden celp edilerek incelenmiş; ancak Mehmet Emin Özkan'ın bu eyleme katıldığına dair herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır”

Yani bu iddianamede deniyor ki Mehmet Emin Özkan suçsuzdur.

Şimdi bu tespit sonrası aile için yeni bir umut başladı.

Bakın daha sonra neler oldu.

Mehmet Emin Özkan’ın avukatları Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurarak yargılamanın yenilenmesi, infazın durdurularak Özkan’ın tahliyesini talep etti.

Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi talebini kabul etti.

Fakat geçen süre zarfında “yetkili değiliz” gerekçesiyle Eskişehir, Diyarbakır Adliyesi ile Adana Adliyesi arasında defalarca dosya gitti geldi.

Ve sonunda yargılama Adana Adliyesi’nde başlandı.

Şimdi bu adam 25 yıldır tutuklu ve yüzde 87 cezaevinde kalamaz raporu var. Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nden bir hafta içinde tam 8 kez hastaneye kaldırıldı.

Ayakta zor duran, ellerinde kelepçeli görüntüleri basına yansıyınca kamuoyunda büyük tepkilere neden olan Mehmet Emin Özkan’ın durumu da hem kentin hem de ülkenin gündemi haline gelmiş oldu.

Konu hatta TBMM gündemine kadar taşındı.

Görüntüleri paylaşan CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “Kişisel ihtiyaçlarını kendi başına karşılayamayan, yürümekte zorlanan 83 yaşındaki engelli ve ağır hasta tutuklu Mehmet Emin Özkan için infaz erteleme uygulamak yerine tedavisine bu şartlarda devam edilmesi hangi vicdana sığar?” sözleriyle duruma tepki gösterdi.

CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, “Jandarma bu dedeyi nereye götürüyor? Bu kadar infaz paketi çıkartılırdı, yeni bir tanesi TBMM gündeminde, hala dedelere bir şey yok mu? Ya da ülkenin bir bölümünde ayrı bir hukuk mu uygulanıyor?" diye soru sordu.

HDP Grupbaşkanvekili Meral Danış Beştaş, "Kalp hastası 83 yaşındaki Mehmet Emin Özkan'ın cezaevinde kalmasıyla devlet mi kurtuluyor, bu devleti bölecek mi bu insan? Artık bu Türkiye'nin resmidir" ifadelerini kullandı.

Ne diyelim…

Adalet artık yerini bulsun…

Saygılarımla